etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

İlişkinize daha fazla emek harcaması için

07:02



Bazen ilişkinizde elinizden gelen her şeyi yaptığınızı, ancak karşılığında beklediğinizi almadığınızı hissederseniz ve sevgilinizin, size daha fazla ilgi göstermesini arzularsınız. Kadınların çoğu bu şekilde tepki verir. Fakat bunun karşılığında erkeklerin çoğu bu çabalara karşı koymaya çalışır. Bir erkeğin, bir şeyleri yapmasını sağlamaya çalıştığınızda siz "ikna eden" olursunuz, erkek ise "karşı koyan". Sizin onu ikna etmeye çalışmanız onun buna karşı gelmesine sebep olacaktır çünkü kendi kararlarını vermek yerine birtakım şeylere zorlandığını hisseder. Beraber olduğunuz erkeğin ilişkinize daha fazla emek harcamasını istiyorsanız vereceğimiz bu 3 tavsiyeyi dikkate alın.

1. Onu dinleyin

Bir erkeğin duygularınıza ve ihtiyaçlarınıza saygı duyması için kendini güvende hissetmesi gerekir. Bunu sağlamanın en iyi yolu da anlattıklarına gerçek ilgi göstermenizdir. Erkekler de aynı kadınlar gibi düşüncelerine kulak verildiğini ve onlara saygı duyulduğunu hissetmek ister. Böyle olmadığında ise her gün biraz daha içine kapanırlar. Zor konulara bir "müzakere" hissiyle yaklaşın, onun da bu şekilde hissetmesi için kendine göre nedenleri olduğunu anlayın ve ikinizi de memnun edecek bir sonuca varma niyetiyle onu dinleyin. Erkeği bu şekilde dinlediğinizde duygularını size açma konusunda kendini rahat hissedecektir ve daha derin bir ilgiyle ihtiyaçlarınıza cevap vermeye çalışacaktır.

2. Onu eleştirmeyin

Huzurlu bir ilişki arzuluyorsanız erkekler hakkında bilmeniz gereken çok önemli bir şey vardır: erkekler ilişkide eleştirilmeye olumlu cevap vermezler. Bayanlar maalesef sıkça erkeği eleştirmek gibi bir hataya düşerler. Siz "Daha fazla romantik şeyler yapmalıyız" dersiniz, o büyük bir ihtimalle bundan "Berbat bir sevgilisin" anlar. Sonuç olarak en hafif eleştiri bile erkeğin kendini geri çekmesine ve ilişkinizi, kaçınılması gereken negatif bir yer olarak görmesine neden olabilir. Bir erkeği motive etmek için onu eleştirmekten daha efektif bir iletişim kurma yöntemi vardır, bu da takdirdir.

3. Takdir edin

Erkek davranışları ve yaptığı şeyler için saygı görmeyi arzular, ve bunu göstermenin en kolay yolu onu takdir etmektir. Sizi mutlu etmeye çalıştığı anları fark edin ve ona sık sık bunun için teşekkür edin. Hoşlandığınız en ufak detayları bile fark ettiğinizi gösterin. Sizi rahatsız eden şeylere konsantre olmak yerine hayatınıza kattığı şeylere yoğunlaşın. Yaptığı güzel şeyler için mutlu olun ve o sizin için daha fazlasını yapmak isteyecektir. Bir erkek hayatınıza artı kattığını hissetmediğinde size olan ilgisi azalır ve ilişkinize bağlı kalması onun için zorlaşır. Takdir, bir erkeğin sizin için hissettiği tutkuyu besler ve onu size bağlar. Ona, ihtiyacı olan takdiri göstermeye başlayın ve ilişkinizin derinleşeceğini göreceksiniz.

Dolayısıyla bir erkeği gerçek bir ilgiyle dinlediğinizde ve doğru yaptığı şeyler için takdir ettiğinizde bu erkek kendisini anlaşılmış, saygı duyulmuş ve önemsenmiş hissedecektir. Hayatınızda güzel bir fark yarattığını hissedecek ve ilişkinize kendinden daha çok şey katmak isteyecektir.
Devamını Oku...


TÜRBANLI MODACIDAN SEKSİ KIYAFETLER

16:44

Haute couture moda tasarımcısı Rabia Yalçın, New York Moda Haftası’nda Darfur yararına düzenlenen bir defileye bir elbisesiyle katıldı.

Bu bir elbise bile onun dünya basınının ilgisini çekmesine yetti. Çünkü kendisi türbanlıydı ama elbisesi çok, ama çok seksiydi.

Time Dergisi, Rabia Yalçın’ı haber yaptı. Haberde Paris Hilton ve Britney Spears gibi ünlülere Rabia Yalçın markasından giymelerini önerdi. Ve birden Türk basınının ilgisi de Rabia Yalçın’a yöneldi. Onunla Nişantaşı’ndaki atölyesinde konuştuk. Türbanlı bir modacı, seksi kıyafet tasarlayarak kendini bir günaha aracılık yapıyor gibi hissetmez mi? Temel sorumuz buydu.

İnsanlar sokakta sizi durdurup kıyafetlerinizi beğendiklerini söylüyormuş. Ve siz de bunun üzerine 96’da moda evi açmışsınız... Yoğun istek üzerine tasarımcı oldunuz diyebilir miyim?

- Hayır, yoğun istek üzerine profesyonel hayata atıldım. O güne kadar eşimi, dostumu, kendimi giydirir durumdaydım. Kıyafetlerim hep ilgi çekerdi. Sektörde büyük bir açık olduğunu görünce başladım.

Siz bu işlere türbanlı hanımlar için tasarım yaparak başladınız öyle değil mi?

- Değil. Bu hep yanlış anlaşıldı. Türbanlı olan daima bendim, tasarımlarım değildi. İlk yıllarda türbanlı müşterim daha fazlaydı. Zaman içinde tasarımın türbanlı olmadığını gördüler. Dindar olan benim, tasarımlarım değil. Tasarımın dini olmaz. Benim ana felsefem ne biliyor musunuz? Kıyafetin tarzını bozmadan iki şekilde giyinen hanımı da giydirebilmek. Buradan çıkan bütün kıyafetleri ek bir parçayla türbanlı hanım da giyinebiliyor. Ben kadınlar arasındaki sınırı, "siz ve biz"i kaldırmaktan yanayım. Kadın her zaman kadındır.

Siz tesettürü nasıl tanımlıyorsunuz?

- İnanç meselesi olduğuna inanıyorum. Tesettürü kadının dış dünyaya biraz daha örtülü görünmesinden yana bir inanç kavramı olarak tanımlıyorum.

İÇİMDE 40 AYRI KADIN YAŞAR BENİM

New York Moda Haftası’nda sadece bir kıyafetiniz podyuma çıktı? Sadece bir tasarımla bu kadar dikkat çekmenizi neye bağlıyorsunuz?


- Tasarımımın iyi olmasına. BBC muhabirleri ilk kez iki yüzü birbirinden bu kadar farklı olan bir elbise görüyoruz dediler. Kadın önden başka, arkadan başka...

Sizce türbanlı olmanız dikkat çekti mi?
- Bu soru bana orada hiç sorulmadı biliyor musunuz?

Yapmayın lütfen. Time Dergisi muhabiri sizin hakkınızdaki yazıya, "Biz türban ve moda kelimelerini yan yana koymaya pek alışık değiliz" diye başlamış.
- Tamam. O da dikkat çekmiş olabilir. İnanışımla yaptığım iş arasındaki bu özgür davranış dikkat çekmiş olabilir. Bu sınırsızlık, yelpazenin bu denli geniş olabilmesi enteresan gelmiştir. Bir türbanlının, kendinden başka düşünen kadınların varlığını kabul etmesi de dikkat çekmiş olabilir.

Gerçekten çok cesur tasarımlarınız var. Nasıl bir içgüdüyle yapıyorsunuz bu tasarımları?
- Teatral bir ruha sahibim. Koleksiyonlarımın hepsini kırk parçadan oluşturuyorum. İçimde 40 ayrı kadın yaşar benim. Hangi sabah hangi kadınla uyanıyorsam, o gün onun için tasarım yaparım. Tasarımlarımı sınırlandırmam. Bazen çizmem bile, doğrudan dikerim. Çoğu zaman elbise tamamlandığında çizerim. O da belge olarak kalması için. Kendime stil yaratmaktan hoşlanıyorum. Aslında bütün yarışım kendimle. Atölyede de çalışmam. Boş bir salonda. Ben, ayna ve kumaş. Başka hiç kimse içeri giremez. Gözlerinizden çok etkilendim, galiba yarın sabah siz olarak uyanacağım. Sibel olarak ortalıkta gezineceğim.

Normal misiniz?
- Hiçbir sanatçı normal değildir. Ben de değilim. Deliler kendi kendilerine konuşurlarmış ya ben de çocukluğumdan beri kendi kendime konuşurum.

Bir defilenizden sonra yanınıza gelen herkes, podyumdaki mankenleri size benzettiğini söylemiş. Kıyafetlerinizi kendinizin giydiğini hayal ederek mi tasarlıyorsunuz?
- Evet kendimi yansıtıyorum. Kendim derken içimdeki kadınlardan da bahsediyorum. Rabia’yı çok seviyorum ama Rabia’nın yanında bir sürü Ayşe, Fatma, Yasemin’ler var.

Peki bol dekolteli kıyafetler tasarlayarak kendinizi bir günaha aracılık ediyor gibi hissetmiyor musunuz?
- Hayır etmiyorum. Çünkü ben işimi yapıyorum. Ben bir tüccar terziyim. Elbisenin nerede ve nasıl giyileceğine satın alan karar verir.

Derin dekolteler yapıyorsunuz, siz o elbiseyi alan kadının evinde tek başına giyeceğini hayal ederek mi satıyorsunuz?
- Aynen öyle. Günahını ben üstlenmiyorum. O konuda için rahat. Ben bir moda tasarımcısıyım, bir din álimi değilim. Benim yaşam biçimimle yaptığım iş ayrı. İçim çok rahat. Tasarım sınır tanımaz. Sanatçı sınır tanımaz. Kişi o kostümü nerede giyeceğine kendi karar verir.

Diyelim ki Oscar törenlerinde giymesi için bir yıldıza elbise hazırladınız...
- Zaten niyetim o.

Bunu temenni ederken kendinizle çelişmiyor musunuz? Nicole Kidman kırmızı halıda Rabia Yalçın tuvaletiyle yürüdüğünde, onun sizin inançlarınıza göre bir günah işlediğine herkes şahit olacak?
- Benim inançlarım beni bağlar. Bu kapsamda hiç düşünmedim. Düşünürsem şu örneği verebilirim. Su üreticisi bir adam var. Suyunu satıyor. Ahmet Bey o suyu alıp rakının içine döküyor. Şimdi o adam günaha girmiyor mu, gibi bir soru bu.

TÜRBANIN STİLİ OLMAZ

Türbanınızın bir nedeni de stil mi?

- Türbanı bir inanç uğruna takıyorsanız, bir stili olmaz. 10 yıldır türbanımı asla farklı bir şekilde bağlamadım. "Türbanı 2007’de şöyle bir modaya çevirdi, 2008’de şöyle yaptı" olmasın diye tekdüze kalıyorum. Kendimi bu konuda kısıtlıyorum. Çünkü türban bir moda aracı değildir.

Ama aslında bu yıl bir moda aracı. Ralph Lauren’den Prada’ya kadar bütün tasarımcılar türban tasarladı?
- Evet ben yapmadım ama dünya tasarımcıları yaptı. Görmedim, duydum. İnsanlar değişiklik arıyorlar. O tasarımcılar da artık özgüvenlerini geliştirdiler. Olaya daha özgür bakabiliyorlar. Daha farklı insanların, farklı inançların, farklı kadınların olabileceğini düşünüyorlar. Artık tekdüze kadınlardan sıkıldılar, değişik kadınlar görmek istiyorlar. Ben de sınırlanmış modadan sıkılmış durumdayım mesela. İnsanları özgür bırakmalılar. Kişi giyeceği kumaşın rengine, kalınlığına, enine, boyuna kendi karar vermeli. Ama nerdee... Dünyanın en önemli tasarımcıları fabrikasyon kadınlar yaratıyor.

TÜRBAN ALTI YIRTMAÇLI ETEK, SEKTÖRÜN AYIBI

Türbanlı kadınlar için hazır giyim yapılmadığından, birçoğu yırtmaçlı etekleri satın alıp yırtmaçlarını diktiriyor. Biz de sokakta daracık eteklerin içinde küçük adımlarla geyşa gibi yürüyen türbanlı kadınlar görüyoruz.

- Ya da başı türbanlı ama arkasında kocaman yırtmaçlı olanlar var.

Bunları nasıl değerlendiriyorsunuz?
- Bunları sektörün ayıbı olarak görüyorum. Bugün alışveriş merkezlerine gidin. Türbanlıyla türbansızın oranı yarı yarıyadır. Ama sektör böyle bir üretime girmiyor. Bırakın eteği, bileğe kadar bluz bile üretmiyor.

Sektörün ayıbını bir kenara koyalım. Eteğinin altından g-string’i gözükmesine rağmen türban takan kadınlar da var...
- Orada da başka bir şey var. Türbanı niye takıyor? İnandığı için, kocası istediği için, babası zorladığı için, arkadaş grubuna girebilmek için... Ne için kullandığı çok önemli. İnancı için kullanan bilinçli bir Müslüman’ın o şekilde dışarıda gezebileceğini hiç sanmıyorum. Estetik olarak da hiç hoş değil. Sakil duruyor.

NİŞANTAŞI KADINLARINA BOTOKSU YASAKLIYORUM

Nişantaşı kadınları da sizin müşteriniz mi?

- Evet ama ben onları Nişantaşı kadını profilinden çıkartıyorum. Estetik yapmalarına izin vermiyorum. Botoksu yasaklıyorum. Ağır makyaj yok, sarı saç yok.

Nişantaşı’ndaki diğer haute couture tasarımcılara rakip misiniz? Kendinizi Cengiz Abazoğlu’yla, Dilek Hanif’le karşılaştırır mısınız?
- Ben onlar gibi güncel modayı takip etmiyorum. Benim tasarımlarım bir başkasının tasarımlarını takip etmez. Benim elbisem tasarımı göstermez, kadını gösterir.

Şu andaki müşteri profilinizi tarif edebilir misiniz?
- İlk başlarda türbanlı müşterilerim daha fazlaydı. Şimdi bu değişti. Çünkü artık ben uluslararası platformda çalışan bir moda tasarımcısıyım. Arap ülkelerine ve Avrupa’ya ihracatım çok fazla.

Valentino’dan mı etkileniyorsunuz?
- Valentino’dan etkilenmiyorum. Valentino’yla öpüştüğümü düşünüyorum. Bazen benim hayal dünyamdaki giysiyi Valentino önce üretiyor. Bazen ben ondan önce üretiyorum.

TABİİ Kİ DEKOLTE KULLANIYORUM

Bize türban belli sınırlar koymuştur. Türbanı nerede takacağımız bellidir. Saçlarımı tabii ki boyuyorum, tabii ki sarıyorum ve tabii ki dekolte kullanıyorum. Sadece kendimize koyduğumuz sınırları aşmamaya çalışıyorum. Kadının kadınlığının önüne hiçbir zaman bir şey geçmemeli.
SAYEMDE ERKEKLER EŞLERİNİ HER GÜN DEĞİŞİK GÖRÜYOR

Çünkü benim bir çizgim yok, yüz çizgim var. Beni ayakta tutan bu. Erkekler sayemde eşlerini her gün değişik bir kadın gibi görüyorlar. Bir gün etnik, bir gün Fransız... Telefon açıp tebrik edenler, çiçek gönderen beyler var.

14 YAŞINDAN BERİ TÜRBANLI
İstanbul’da doğdu. Tüccar bir babayla, ev hanımı bir annenin kızı. Çocukken terzi olmak isterdi. İlkokuldan sonra okumadı. 17 yaşında görücü usulüyle evlendi. "Küçükken bir cerrahla evleneceğim derdim, bir cerrahla evlendim." İki çocuğu büyüdükten sonra iş hayatına atıldı. Ailesinin tüm kadınları türbanlı. Sokak çocukları, AKP Kadın Kolları, Türk Kalp Vakfı ve Darfur yararına defileler yaptı. Hep böyle defileler yapacağını söylüyor. Kendini sanatçı olarak görüyor ve sanatçının toplumun önemli konularına dikkat çekmesi gerektiğine inanıyor. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde Chicago’da bir sergi sarayında 40 elbisesi sergilenecek.

EMİNE ERDOĞAN’LA TARZLARIMIZ UYMUYOR
Liderlerin eşlerinin kendilerine göre tarzları var. Bildiklerini uyguluyorlar. Bir dönem Emine Erdoğan ile çalışmıştık. Daha o zaman Tayyip Erdoğan başbakan değildi. Tarzlarımız birbirine uygun değil. Bu sebeple çalışmaya devam edemedik.
Devamını Oku...


Zengin kısmet bulma rehberi!

15:06

Kendinizi geliştirerek başarılı olmak mümkün ama bunun için çok çalışmak gerekiyor.
Sırt üstü yatarak başarılı olmak da maalesef mümkün değil ama üzülmeyin zengin olmak mümkün!
Eğer "sırt üstü yatarak" zengin olmak istiyorsanız, aşağıdaki rehber tam size göre. Bu konulardan uzman bir editör tarafından hazırlandı.
Bir de "İzmir Büyücüleri" adlı kitabı okudunuz mu kim tutar sizi? Bu kitabın yazarı zengin koca bulmuş ve bunun yollarını kitabında anlatıyor. Yazarın temel tezi şu "eskiden param yoktu. Sürekli çalışmaktan kitap okuyamıyordum. şimdi zengin koca buldum, o çalışıyor ben kitap okuyorum!!!"
BÜLENT CANKURT
GÜNAYDIN
Her genç kızın rüyasını zengin bir erkekle evlenmek süslüyorsa da günümüzde bunun tam tersi de geçerli. Yani hem kızlar hem de erkekler artık zengin bir eş bulup hayatının kalan kısmını rahat yaşamanın peşinde koşuyor. Ama ne var ki, "davul bile dengi dengine" atasözümüzün de ortaya koyduğu gibi, zengin eş bulmak o kadar da kolay değil.
Fakat insanın kafasına koyup da yapamayacağı hiçbir şey yoktur! Yeter ki, biraz araştırmacı, azimli ve akıllı olunsun! Yani evlenme potansiyeli taşıyan zengin ve bekar erkekler/kızlarla nerede, nasıl tanışılır bilmek gerekir. Onların ayağınıza gelmesini beklerseniz evde kalırsınız, o yüzden sizin onun peşinden gitmeniz gerekiyor. İşte benden, iyi bir nasip hayaliyle yanıp tutuşan kızlara ve erkeklere altın değerinde tüyolar! Zengin eş tavlayabilmeniz için en doğru alternatifler...
DÜGÜNLER
Düğünlerde herkes duygusal olur. Bütün bekarlar kendilerini yalnız hissedip, biraz da alkolün de etkisiyle yeni aşklara yelken açarlar. Çırağan ve Swissotel''deki düğünler, istediğiniz formasyonda bir potansiyel bulmak için çok uygun. Unutmayın; düğüne davetli olmanız gerekmiyor. Kız tarafı erkek tarafının, erkek de kız tarafının misafiri zanneder. O curcunada, kimse "kim bu?" demeyecektir.
PLANET HEALTH CLUB VE MAYA SPORT CENTER
Spor salonları tanışmak için en ideal mekanlardandır. Aynı derse girmek ya da yandaki koşu bandına tüneyip "yeni mi başladın?" türünden muhabbetlerle temeli atılan ilişkilerin evliliğe kadar gittiği görülmüştür; Serdar Bilgili-Ebru İpekçi çiftinde olduğu gibi Gerçi sonradan boşandılar)... Ancak yıllık ücreti bin 100 dolar olan Planet''e verecek o kadar paranız yoksa da canınızı sıkmayın. Dersine göre değişen 40-50 dolarlık saat ücretini ödedikten sonra da Planet''in içinde gönül rahatlığı ile dolaşabilir, o kadar parayı feda eden adaylarla aynı havayı soluyabilirsiniz. Evlilik çağındaki en çok bekarı Maya Sport Center ve Planet''te bulacağınız kesin. Ancak üçüncü bir ihtimal için de Hillside Trio Healt Center''ı unutmamak lazım.
TAYLAN KÜMELİ''NİN OFİSİ
Ünlüleri zayıflatan kadın olarak son bir yıldır büyük sükse yapan Taylan Kümeli''nin Nişantaşı''ndaki ofisi, zengin bir eş bulmak için en uygun yerlerden biri. Kilo sorunu olanlar -ki bu paralı olanların yüzde 90''ı oluyor- soluğu Kümeli''nin ofisinde alıyor. Tabii burada biraz da şans lazım; kilolu prens ya da prensesinizle randevu saatlerinizin çakışması gerekiyor. Böylece güveni yıkılmış, şişmanlık kompleksi olan bir para makinesiyle burun buruna gelmeniz an meselesi!
KEMER COUNTRY
Kemer Country''de golf oynamak veya ata binmek en önemli aktivitelerdendir. İkisine de ilgi duyanlar sizin alanınıza giriyor. Zaten bu işe bir burnunuzu soktunuz mu, bir anda herkesle tanışıveriyorsunuz. Herkes herkesi tanıyor. Kısa zamanda kimin daha çok parası olduğu ortaya çıkıyor. Böylece listenizi daraltmanız da kolaylaşıyor. Maslak''taki İstanbul Golf Kulübü ve Atlı Spor Kulübü de, Kemer Country''nin iyi alternatifleri. Atçı ya da golfçü olmak için hiçbir malzemeye ihtiyacınız da yok; uygun fiyatlara hepsini kiralamak mümkün.
OTO GALERİİLERİ
Borusan ya da Arsel gibi sadece lüks otomobiller satan bir oto galerisine acil olarak gidin. Parmağında yüzük olmayan karşı cins bir müşteriye arabalarla ilgili sorular sorun ya da yorum yapın. Katalog ve arabalar arasına gömüldüğünüz dakikaları paylaşınca 40 yıldır tanışıyor gibi hissedeceksiniz.
UNISEX KUAFÖRLER
Kadın-erkek karışık bütün kuaförler tanışmaya uygundur. Akmerkez MOS, Nişantaşı Hakan Köse ve Diba''nın nimetlerinden yararlanabilirsiniz. Şüphesiz bu kuaförlerin en piyasa olanı Maya Uptown''daki Erdem Kıramer. Havadan sudan konularla, hedefle diyalog kurabilirsiniz. Bir de bluetooth''lu telefonunuz varsa yaşadınız. Aynı özelliğe sahip o mekandaki bütün telefonlara mesajınızı gönderebilirsiniz.
BUZ BAR
İstanbul''un popüler mekanlarından biri olan Buz''da da potansiyel ''yağlı'' bir partner bulma olasılığınız çok yüksek. Ancak mekana bu amaçla gidiyorsanız, kesinlikle hafta ortasını tercih etmelisiniz. "Buz Yalnızları" olarak da anılan, ciddi bir potansiyel sizleri bekliyor olacak. Hafta ortası mekanı şereflendirdikten sonra maharetinizi konuşturmak artık size kalıyor.
UÇAK VE HAVALİMANLARI
Uçakta tanımadığınız kişilerle sohbet etmek yerine uyumayı tercih ediyorsanız, ne fırsatlar teptiğinizin farkında bile değilsiniz demektir. Uçakta yan yana oturanlardan da, arka arkaya tuvalet sırası bekleyenlerden de evlenenler olmuştur. Bir rivayete göre merhum Mehmet Sabancı ile Zeynep Sabancı, aynı okulda okumalarına rağmen uçakta tanışmıştır. Tabii ''business class'' tercih sebebi... Bu arada Ayşe Arman''ın neredeyse tüm sevgililerini ve şimdiki kocasını da havalimanında bulduğunu da hatırlatmadan geçmeyelim...
CENAZELER
Düğünler kadar cenazeler de insanların en hassas, en duygusal oldukları zamanlardır. Bu yüzden bir desteğe, karşı cinse ihtiyaç duyarlar. Hatırlarsanız Hakan Uzan ile Özlem Kızılkaya''nın bile, Varan''ın patronunun cenazesinde tanıştıkları çıkmıştı gazetelerde. Ufak bir hatırlatma; en havalı cenazeler Teşvikiye Camii''nden kalkar.
YAZIN TÜRKBÜKÜ KIŞIN ULUDAG
Tatil yörelerinde de potansiyel kısmetinizi bulma oranınız çok yüksek. Tabii bunu bir ''tatil aşkı''ndan sürekli bir ilişkiye dönüştürebilmek de size bağlı. Yaz mevsiminde sosyetiklerin hücum ettikleri Bodrum Türkbükü, kış mevsiminde ise Uludağ potansiyeli en yüksek yerler. Türbükü beach''lerinde dip dibe güneşlenirken ya da wakeboard yaparken, Uludağ''da da kayakta ya da teleski''de tanışmak çok kolaydır.
INTERNET SİTESİ "YONJA" DA BİR ALTERNATİF
Devir teknoloji devri olunca, müstakbel kısmetinizi internet''ten bulma şansınız da var tabi. Hatta Türkiye''nin ünlü ve zengin ailelerine mensup binlerce genç, artık sevgililerini sanal çöpçatan sitesi www.yonja.com''dan seçmeye başladı bile. Yapmanız gereken tek şey, siteye üye olan birisini bulup, özelliklerinizi ve fotoğraflarınızı sitede yayınlatabilmek.
AMERİKAN HASTANESİ
Hastane kadar önemli bir yeri böyle bir amaç için kullanmak ayıp diye düşünebilirsiniz. Ancak unutmayın memleketin en güzel/yakışıklı doktorları ve hasta yakınları hep Amerikan Hastanesi''nde toplanıyor. Özellikle Divan Pub, hastanede hiç yakınınız ya da işiniz olmasa bile, gidilecek en piyasa yer. 10 YTL''ye bir sandviç kemirip, telkine muhtaç hasta yakınları ile yakınlık kurabilir ya da doktorları motive edebilirsiniz.
PAPERMOON
Akmerkez''in altındaki Papermoon, işadamlarının ve bankacıların favorisidir. Özellikle öğle yemeklerindeki potansiyeller, tanışma şansınızı artırır. Yalnız, adam başı en az 60 YTL''yi gözden çıkarmanız gereken Papermoon''da fiyatlar biraz pahalıdır. Bütçenizi aşıyorsa yemekten uzak durmakta fayda var. 15-20 YTL''ye elinizde bir kadehle bar tarafında saatlerce durabilirsiniz.
BEBEK SAHİLİ BELGRAD ORMANI
Orman deyince Türk filmlerinde bileğini burkanlar, koşarken arabanın önüne atlayanlar geliyor akla. Ancak Belgrad Ormanı''nda köpekleriyle dolaşan o kadar çok potansiyel var ki. Hatta köpek sayısı arttıkça, daha zengin oldukları sonucuna varmak da mümkün. Aynı şey Bebek sahili için de geçerli. Ya ormana ya da sahile birkaç hafta üst üste aynı gün ve saatte giderek önce aşina olacak, sonra da ister bileğinizi burkmuş gibi yapacak, ister doğrudan muhabbete gireceksiniz.
MAYADROM VE RITZ CARLTON''UN SİNEMALARI
Sinemaya tek başınıza gidip de filmin başlamasını beklerken ya da arada, sizin gibi yalnızlığı seçmiş bir karşı cinsle tanışmanız çok mümkün. Sinema biletleri 22,50 YTL olsa da, Ritz Carlton Shop & Miles Movie Theater''ın girişindeki bar böyle tanışmalar için bulunmaz birfırsat. Miller Afm Mayadrom''un girişinde diğer bütün sinemalar gibi basit bir büfe olsa da, sonuçta 6 YTL''ye film izlemek dururken 22 YTL''ye aynı filmi seyrettiğiniz için önemli bir ortak noktanız oluyor ve konuşmaya sıfırdan başlamıyorsunuz.
Hedefi vurmak için altın tüyolar
* Papermoon ya da Buz gibi, havalı simaların tercihi mekanların çalışanlarıyla iyi geçinmek şart. Hatta bazı garsonları ve valeleri bahşişe bağlayıp, hedef listenizden birileri geldiğinde size SMS yollamalarını sağlayabilirsiniz. Hemen hazırlanıp, anında kendinizi oraya atıp, hedefinize göz süzüp, naz yapabilirsiniz. Orada olduğu haberini alıp da koşa koşa geldiğiniz kimse anlamayacaktır.
* Alışveriş sırasında tavlayacağınız kadın ya da erkeğin hangi mağazalara girip çıktığına, neler aldığına dikkat etmek şart. Hedef erkekse, kuyumcudan çıkıyorsa ve her yerinden altınlar sarkan bir kıro değilse, büyük ihtimal evlidir. Yani olay yerinden uzaklaşmakta fayda var. Hedef kadınsa, çocuklar veya erkekler için alışveriş yapıyorsa da aynı durum geçerli. Daha çok hem kadın, hem erkek giysileri satan mağazaları tercih edin.
* Bazı meslekler bu uğurda diğerlerine göre daha şanslıdır. Emlakçılar, lüks oto galerilerinde çalışanlar, patron sekreterleri ya da asistanları ve lüks mağazalardaki satış elemanları... Patronlar ya da çalıştığınız şirketin müşterileri kaçırmamanız gereken fırsatlardır.
Devamını Oku...