nedir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
nedir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Maya Takvimi Nedir

15:58

Güney Amerika'da, 4. binyılın sonlarına doğru bir uygarlıkta daha güçlü bir gelişimin gerçekleştiğine dair kanıtlar vardır. Bizim takvimimizle M.Ö. 12 Ağustos 3114′de Maya takvimi ortaya çıkmıştır… Mayalar, bizim bugün kullandığımız Gregorian takviminden daha doğru olan bir tarihlendirme sistemini bulmuş sıradışı insanlardır.
Dünya, güneş etrafındaki dönüşünü tam sayıda Gündetamamlamaz. Çoğu okul öğrencisinin bildiği gibi yılda 365Gün vardır. Ama tam olarak değil. Doğrusunu söylemek gerekirse, her dört yılda bir, bir gün eklememizi gerektirecek şekilde tam olarak 365.25 gündür. Bu, onaltıncı yüzyılın sonlarına kadar batı Avrupa'da kullanılan orijinal Julian takviminin temelidir. Ancak yeterince doğru değildir.
Aslında bir yıl 365.25 Günden onbir Dakika ve birkaç saniye daha kısadır. Bu yüzden de zaman içinde takvimle mevsimler arasında bir ayırım ortaya çıkmaktadır. 1582 yılında takvimi aydönümüyle aynı konuma getirmek için Papa 13. Gregory, fazladan on Günü bulunan bir takvim bastırdı. Julian takvimini yeniden düzenleyerek bir yüzyıl kapayan ve 400′e bölünemeyen yıllar sıradan yıllar olacak ve artık yıllar sayılmayacaktı. Bu Gregorian sistemine göre 1600 ve 2000 (400′e bölünebilen) yıllar artık yıllarken, 1700, 1800 ve 1900 böyle değildir. Bugün bu sistemi kullanmaktayız.
Maya sistemi karmaşıktır. Tzolkin denen 260 günlük bir temele dayanır ve belirsiz bir 365 gündür. Takvimlerini aydönümüne uydurmak için kullandıkları yöntemi anlatmak için yeterince yerimiz yok. Diğer kültürlerde olduğu gibi sistemleri güneşin hareketini temel almaktadır ama Venüs gezegeninin dairesel devrini kullanarak hesaplamalar yapmaktadırlar. Örneğin bir Baktun, 144,000 gündür. Onüç Baktun, tam bir çağ dönümüdür. Şu an içinde bulunduğumuz Baktım, 22 Aralık 2012′de tamamlanacak. 5000 yıllık bir süreçte, Maya takvimi Gregorian takviminden daha doğrudur.
M.S. 100 yıllarına kadar Maya bilinen bir uygarlık olmamasına karşın, takvimlerini M.Ö. 3114 de başlatmışlardır. Mayalar, M.S. 600 ile 800 yılları arasında Altın Çağ'larını yaşamış, sonra da şehirlerini bırakarak ortaya çıktıkları gibi gizemli bir şekilde kaybolmuşlardır. Tıpkı Mısırlılar gibi Mayalar da piramitler, dev heykeller inşa etmiş ve tam bir yazı sistemi geliştirmişlerdir.
Ne var ki, Maya takviminin başlangıç tarihinin de bizimki gibi önemli bir olaya dayandığı bellidir. M.Ö. 12 Ağustos 3114 de Mayalar için bu kadar özel ne olmuştu ki?
Bunu asla kesin olarak bilemeyeceğiz. Aztekler'i ve diğer Kızılderililerdi Hıristiyanlık dinine çevirme hevesine kapılmış olan İspanyollar, bütün yazılı bilgileri
yok ettiler. Yucatân Piskoposu Diego de Landa, şöyle demektedir: “Bu karakterlerle yazılmış çok sayıda kitap bulduk ama batıl inanç ve yalanlardan başka bir şey içermedikleri için hepsini yaktık.”
Neyse ki anıtların üzerine büyük karakterlerle kazıdıkları bazı yazılar kaldı ve dilimize çevrildiğinde Maya takvimi, sayı sistemleri, mitleri ve tarihleri hakkında biraz bilgi edindik.
Mayalar, takvimleri icat etmeleriyle tanınmalarının yanında, eski bir Meso-Amerikan uygarlığı olan Olmekler'den yola çıktıklarına dair bazı kanıtlar vardır. Bu insanlar hakkında fazla bilgi yoktur ama uygarlıklarının başlangıç tarihinin M.Ö.1500 yılları olduğu sanılmaktadır; takvimin başladığı M.Ö. 3114′den hâlâ biraz yakında. İleride yapılacak başka arkeolojik araştırmalar yeni cevaplar bulabilir. Ancak Ölmekler hakkında asıl ilginç nokta, heykelleridir. Biri beyaz, diğeri siyahi olan iki ırka ayrılmaktadırlar. Bu durum, bu insanların kökeninin Amerikalı değil, Atlantik Okyanusu'nun diğer yanından gelen insanlar olduğunu göstermektedir.
Kolomb'dan önce Avrasya ve Amerika kültürleri arasında bir bağ olduğu fikri yeni değildir. Kıtalar arasındaki fikirler, dil ve mimari arasında benzerlikler vardır. Thor Heyerdahl'ın 1970′lerde yayınladığı Ra II'de anlattıklarına göre antik Mısırlılar sazdan yapılmış tekneleriyle Atlantik'i aşmışlardır. Bu teknelerin tarzı ve yapıları, Peru'daki Titicaca Gölü'nde bulunanlarla büyük bir benzerlik göstermektedir. Diğer bazıları ise ünlü gezgin ve denizcilerin Atlantik'i ilk aşan insanlar olduğu fikrinde ısrar etmektedirler
Devamını Oku...


Falın iyi çıkması için kahve fincanı nasıl kapatılmalıdır?

12:53 No Comments

Kahve bittikten sonra kapatırken tabağı üste kapatılmalıdır. Fincan bir kez çevrilir.Bazı yerlerde ise üç kez çevrilir. Fincan içeri doğru çevrildiğinde iç dünyamız çıkar. Dışarı doğru çevirirsek dış dünya ile ilgili bilgiler çıkar. Hangi durumu merak ediyorsanız o yöne çevrilmelidir. Daha sonra bir yerde soğuması için bekletilir.
Fincanda bir kez ya da üç kez çevirmek demek mümkün olduğu kadar kahvenin telvesinin içeride dönümünü sağlamak demektir. Eğer döndürmeden çevirdiğiniz zaman içindeki telveler değişik bir şekil alamaz. Çünkü telvede ne kadar çok şekil oluşursa o zaman daha sağlıklı bir fal bakılır.

Kahve falı günümüze kadar gelmiş tarihçesi oldukça eski bir fal türüdür. Türkiye’de ve bir çok ülkede güncelliğini kurumakta ve fal türleri arasında ilk sırada gelmektedir. Kahve falını diğer fal türlerinden ayıran en belirgin özelliği sorduğunuz sorulara cevap aramaktan ziyade, telvelerin aldığı şekillerin neler söyleyeceğini merak edip öğrenme isteğidir.
Kahve falı gelecekten bilgi almaktan daha çok, falı yorumlayan kişinin neler söyleyeceği kadar, sohbet, eğlence ve birazda stres atmak amacı olarak baktırılmaktadır. Kahve falının bir diğer özelliğide hissiyatı biraz iyi olan herkesin şekillerden yola çıkarak yorum yapabilmesidir.
Devamını Oku...


Falın iyi çıkması için kahve fincanı ne zaman açmılmalıdır?

12:52 No Comments

Telvenin net olarak gözükebilmesi için fincanın iyice soğuması gerekir. Ama burada en önemli etken fincanın üstüne para vs gibi metaller koymaktır. Eski Osmanlı da bir adet varmış. Fincanın üstüne altın konulurmuş. Kahve falına bakacak kişi fincanı alıp avcuğunun içinde üstüne bastırıp altını aldıktan sonra çevirirmiş. Bu altın avcuğunun içinde kaldığı sürece fala bakan kişi fala bakarmış. Fala bakma işlemi bittikten sonra altını alır cebine koyarmış.
Bu adet aslında soğuması amaçlı bir adet değildir. Fala bakan insana hediye etmek istediğiniz şeyleri simgeler.
Devamını Oku...