sağlık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sağlık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Verilen kilo neden geri alınıyor?

09:06 No Comments

Sıkı bir diyetin ardından verdiğiniz bütün kiloları geri alıyorsanız sorumlusu işte bu!

Diyet yapan herkes kilo verdikten sonra geri almamanın ne kadar zor olduğunu iyi bilir.

Ama bilimadamlarının ortaya çıkardığı sonuca göre, ciddi oranda kilo verdikten bir yıl sonra bile, hormonlar yemek yeme konusunda ısrar etmeye devam ediyor.

Avustralya'da yapılan bir araştırma, diyet yaptıktan sonra verdiği kiloları geri alanların biyolojik bir dürtünün kurbanı olduğunu gösterdi.

Melbourne Üniversitesi'nden araştırmacı Joseph Proietto, "Tekrar kilo alan insanlar kendilerine o kadar da acımasız davranmamalı. Çünkü yemek bizim en temel dürtümüz" dedi.

New England Journal of Medicine adlı dergide yayımlanan araştırmada, 50 aşırı kilolu ve obez hasta 10 haftalık bir diyet programına alındı. Araştırmacılar, ağırlıklarının en az yüzde 10'unu kaybeden hastaların davranışlarını gözlemlemek istiyordu. Sonuçta, hastaların 34'ü bu kiloyu verebildi.

Hastalara 8 hafta boyunca ağır bir diyet programı uygulandı ve sonraki 2 hafta boyunca aşamalı olarak yeniden her gün yedikleri yemekler verildi.

Toplam 10 haftalık programda, hastaların her biri ortalama 13,6 kilo vermeyi başardı. Ancak hastaları sonraki 1 yılı içinde de takip eden araştırmacılar, bu süre içinde ortalama 5,4 kilonun geri alındığını gördüler.

Bundan sonra, bilimadamları iştahı etkileyen hormonları incelediler. Sonuç, hormon seviyelerinin diyet programı öncesi ve 1 yıl sonrasındaki farkta bulundu. Toplamda 6 hormon hala iştahı artırıyordu.

Uzmanların cevap aradığı bir diğer konu, "neden diyet yapan birinin vücudu bu duruma isyan ediyor" sorusuydu. Bilimadamlarına göre, bunun cevabı insanın evrimsel kalıtımında gizli, çünkü kilo vermek vücut tarafından üreme ve hayatta kalma dürtülerine tehdit olarak algılanıyor.

Bu nedenle, diyetten sonraki 1 yıl boyunca hormonların kiloları geri almak için savaşması normal karşılanıyor. Uzmanların bu konudaki çözüm önerisi ise çok basit:

"Kilo vermeye çalışacağınıza, henüz zayıfken kilo almamayı deneyin."
Devamını Oku...


Vulvadini Her alti kadindan birinde oluyor

09:02 No Comments

Her 6 kadından birinde vajinal bölgede aniden başlayan ağrı, yanma, batma ve kaşıntı ile kendini gösteren nedeni kesin olarak belirlenemeyen ''Vulvadini'' hastalığı görüldüğü belirtildi. 

Hastalığı tamamen ortadan kaldıran bir tedavinin bulunmadığını ifade eden Türk Jinekoloji ve Obstetrik Derneği (TJOD) 2. Başkanı, Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Ali Baloğlu, antidepresanlar ve ağrı kesici kremlerin kullanılabileceğini kaydetti. 

Doç. Dr. Ali Baloğlu, tıpta 'Vulvadini' diye bilinen hastalığın vajina ve çevresinde görülen, zamanla kronikleşen bir hastalık olarak tanımlandığını vurgulayarak, "Dünya genelinde hastalığın görülme sıklığı yüzde 16-18'dir. Her 6 kadından biri, yaşamının bir döneminde, vajinal bölgede ağrı, yanma, batma ve kaşıntı şikayetleriyle hekime başvurmaktadır. Birçok kadın ise bu durumu saklamakta ve hekime başvurmamaktadır" dedi. 

TAMAMEN YOK ETMEK MÜMKÜN DEĞİL

Vulvadini hastalığında şikayetlerin yeri ve derecesinin gün içerisinde dalgalanmalar gösterdiğini ifade eden Baloğlu, ağrıların kalıcı, dönemsel, yaygın ya da bölgesel olabileceğini söyledi. Baloğlu, Vulvadini'ye etki eden birçok faktörün olduğunu ancak kanıtlanmış bir neden bulunamadığını belirterek, vajinal bölgedeki sinirlerde zedelenme, mantar enfeksiyonlarına karşı aşırı hassasiyet, ped ve tuvalet kağıdı gibi çevresel faktörlere karşı alerji, idrar ve bölgedeki kasların yapısının en önemli etkenler olduğunu kaydetti. Hastalığı tamamen ortadan kaldırıcı bir tedavinin bulunmadığını ancak dönemsel olarak şikayetlerin giderilmesini sağlayan tedavilerin yapılabildiğini ifade eden Baloğlu, tedavide özellikle sakinleştirici özelliği olan antidepresanların kullanıldığını söyledi. 

Baloğlu, antidepresanların hastalığa bağlı gelişen psikolojik bozuklukları önlediğini, sinir ve kas sisteminde rahatlama sağladığı için ağrılı bölgede gevşemeye neden olduğunu belirterek, şöyle devam etti: "Antidepresanlar, bu ve benzeri nedenlerden dolayı diğer krem ya da ağrı kesicilerden daha etkilidir. Bununla birlikte çeşitli ağrı kesici kremler, mantar ve enfeksiyon tedavisinde kullanılan antibiyotikler, adalelerin rahatlaması için fizik tedavi uygulamaları ve psikolojik davranışsal terapi yöntemleri uygulanmalıdır. Tedaviler, tek tek değil bir arada uygulanmalıdır. Bu yöntemlerle hastalığın tedavisindeki başarı oranı yüzde 60'ı geçmemektedir." 

CERRAHİ TEDAVİ MÜMKÜN
Baloğlu, bu yöntemlerden sonuç alınamadığı durumlarda cerrahi yöntemin de bir seçenek olduğunu ifade ederek, "Ağrılı bölge ameliyatla çıkartılıyor ancak bu yöntemde de hastaların yüzde 10'unda bir süre sonra hastalık tekrarlıyor" diye konuştu. 


Cerrahi müdahale sonrasında fiziksel bir deformasyonun da söz konusu olduğunu dile getiren Baloğlu, operasyon sonrasında hastaya psikolojik destek verilmesi gerektiğini söyledi. Baloğlu, hastalığın kişinin yaşam kalitesini olumsuz etkilediğine, sosyal yaşamdan, iş hayatından koparabildiğine ve cinsel yaşamdan uzaklaştırabildiğine dikkati çekerek, bu ve benzeri kısıtlamaların kadında güven kaybına yol açabildiğini kaydetti. Vulvadini hastalığına bağlı olarak cinsel yaşamında sorun yaşayan, bu nedenle eşinden uzaklaşan birçok kadının aile düzeninin bozulduğunu belirten Baloğlu, aktif yaşamdan kopan kadının bir süre sonra içine kapanmaya başlayabileceğini, öz güvenini yitirebileceğini söyledi.

ÖNERİLER

Vulvadini hastalığından korunmak için genital bölgenin çok sık yıkanmaması, temizlikte sabun kullanılmaması, bölgenin yıkandıktan sonra iyice kurulanması gerektiğini anlatan Baloğlu, şu önerilerde bulundu:

"- Parfümlü tuvalet malzemeleri kullanmayın,
- Genital bölgeye asla sprey ya da parfüm sıkmayın,
- Çamaşırlarınızı yıkarken daha önceden bilmediğiniz deterjanları kullanmayın,
- Yüzde 100 pamuklu iç çamaşırı tercih edin,
- Tayt giymekten kaçının,
- Sürtünmeye neden olacak bisiklete binme gibi aktivitelerden mümkün olduğunca uzak durun,
- Gece yatarken mümkünse iç çamaşırı ve pijama altı giymeyin."
Devamını Oku...


2015 Kız Çocuk Yazlık Elbise Modelleri

08:50 No Comments

Yaz ayları kıyafet açısından renklerin ve modellerin çeşitlendiği canlandığı bir dönemdir. 2015 kız çocuk yazlık elbise modelleri de her sezon gibi bu yaz da son derece renkli ve oldukça da çeşitli. Pek çok önemli markaların tasarımları arasında renkli ve birbirinden güzel modelleri vitrinlerde görmeye başladık.
2015 Kız Çocuk Yazlık Elbise Modelleri
Yazın enerjisi yüksektir tıpkı çocuklar gibi. Bu nedenle kız çocuk yazlık elbise modelleri en enerjik halleri ile çocukların dünyasına girmeye hazırlanıyor. Çiçekli elbiseler, danteller, birbirinden farklı desenlerde elbiselerin ve capcanlı renklerin trend oladuğu bir çocuk modası göreceğiz bu yaz.
Elbiseler kız çocuklarına gerçekten çok yakışıyor. Altına giyecekleri şık bir sandalet ya da şık bir spor ayakkabı ile tamamlayacakları kıyafetleri tıpkı yetişkinler gibi trend ve muhteşem görünecektir.Tarz sahibi kız çocuk kıyafetlerini incelemek ve 2015 çocuk modası hakkında bilgi almak için galerimizi gezebilirsiniz.
Devamını Oku...


Okul başarısını kulağı etkilemesin

09:52 No Comments

Çocuklarda orta kulak boşluğunda biriken iltihabı sıvının okul başarısını etkileyen işitme azlığına neden olduğu belirtiliyor.

Yrd. Doç. Dr. Özmen Öztürk, özellikle çocuklarda görülen orta kulak iltihabının tedavi edilmediği taktirde, orta kulak boşluğunda biriken iltihabı sıvının okul başarısını etkileyen işitme azlığına neden olduğunu ve kulak zarında kalıcı değişikliklere neden olduğunu belirtiyor.

Özel İstanbul Medipol Hastanesi Kulak Burun Boğaz ve Baş-Boyun Cerrahisi Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Özmen Öztürk, küçük büyük herkesi tehdit eden orta kulak iltihabının (otitis media) özellikle çocuklarda ciddi sorunlara yol açtığını söylüyor. İstatistiklerin 6 aylık oluncaya kadar her 4 bebekten birinin orta kulak iltihabı geçirdiğini ortaya koyduğunu belirten Yrd. Doç. Dr. Özmen Öztürk, orta kulak iltihabının mikroorganizmalara bağlı geliştiğini dile getiriyor.

Genellikle tek başına ortaya çıkan bir hastalık olmayan ortak kulak iltihabı, viral ya da bakteriyel nedenlerle orta kulağın iltihaplanması olarak görülüyor.

Orta kulak iltihabının en sık görülen belirtisinin ağrı olduğunu hatırlatan Yrd. Dr. Özmen Öztürk, şöyle devam ediyor: “Bunun dışında işitme azlığı, ateşlenme, beslenme güçlüğü ve huzursuzluk gibi şikayetler görülür. Kulaktaki enfeksiyonun etkenine ve yayılımına bağlı olarak bu temel belirtilere baş ağrısı, kulakta uğultu, denge bozuklukları, konuşmada gecikme şikayetleri eklenebilir. Eğer orta kulak yolunda biriken iltihap kulak zarını delerse kanlı ve iltihaplı akıntı dış kulak yoluna boşalır. Kulak zarı delinmesini takiben bu safhada ağrının azaldığı fark edilir. Seröz orta kulak iltihabında ise işitme azlığı ve kulakta basınç hissi tespit edilir.”

Çok küçük çocukların kulak ağrısını tam ifade edemeyebileceğini ifade eden Yrd. Dr. Özmen Öztürk,  “Bu nedenle ailelerin çocuklarını yakından gözlemlemesi gerekmektedir” diyor.

Orta kulak iltihapları genellikle çocukların son 10 gün içinde geçirdiği bir soğuk algınlığını takiben geliştiğini vurgulayan Yrd. Dr. Özmen Öztürk, tedavi edilmediği taktirde ortaya çıkabilecek komplikasyonlara ait belirtileri şöyle sıralıyor: “Orta kulak iltihabı sırasında nadir görülmekle birlikte beyin apsesi, menenjit, kulak arkası sahada abseler ve yüz felci geçirme riski mevcuttur. Bunlar çok yüksek riskler olmamakla birlikte, enfeksiyon sıklığı arttıkça risk de artar.” 

Oturarak beslenen bebeklerde daha az görülüyor
Bebeklerin anne sütüyle beslendiği andaki pozisyonun hastalığı önlemede çıkacak etkin olduğunu belirten Öztürk, “Oturarak beslenen bebeklerin, orta kulak iltihabına daha az yakalandığı görülmüştür. Ayrıca anne sütü bağışıklığı kuvvetlendirerek hastalığa yakalanma riskini azaltır. Kulak ağrısı çeken çocukların doktora götürülmesi hastalığın ilerlemeden tedavisi için gereklidir. Soğuk algınlığını önlemek için yapılan aşılar bakteri ve virüslerin de üremesini engeller ve hastalığa yakalanma ihtimalini azaltır. Sigara içilen ortamlarda pasif içici olan çocukların orta kulak iltihaplanmasına yakalanma olasılığı artmaktadır” diye konuşuyor.

Nasıl tedavi edilir?
Orta kulak iltihabı tedavisinin şeklinin orta kulaktaki iltihabın akut, kronik ya da seröz olmasına göre değiştiğini belirten Öztürk,  şunları kaydediyor: “Bakterilere bağlı orta kulak iltihaplanmaları genellikle ilaç tedavisiyle kısa sürede düzelirken seröz orta kulak iltihabı inatçı bir durumdur. Akut orta kulak iltihabı antibiyotikler ve ağrı kesici ilaçlarla uygun şekilde tedavi edilir. Medikal tedavi genellikle 10 gün süreyle verilir. Antibiyotiklere cevap alınamadığı nadir durumlarda parasentez (kulak zarını delerek orta kulakta biriken iltihabı boşaltmak) gerekebilir. Seröz otitis mediada da önce ilaç tedavisi uygulanır. Özellikle alerjiye bağlı seröz orta kulak iltihapları ilaç tedavisine iyi yanıt verir. Ancak pek çok kez cerrahi müdahale ile orta kulağın havalanması sağlanırken, biriken basınçlı sıvı dışarı alınır. Dekonjestanlar ve antihistaminikler grubunda yer alan ve soğuk algınlıklarında kullanılan ilaçların kısmi faydaları da mevcuttur.”

Eğer orta kulak iltihabı uygun ilaç tedavisine cevap vermezse, sıvı birikimi sürekli hale gelirse ve iltihabi durum sık aralıklı tekrarlarsa cerrahi tedavi önerebileceklerini de aktaran Yrd. Dr. Özmen Öztürk, “Seröz orta kulak iltihabında eğer hastada işitme kaybı varsa ve bu durum ilaç tedavisiyle düzelmiyorsa tedavi cerrahi bir işlemdir” diyor.
Devamını Oku...


Çekici Bir Bele Kavuşmak İçin Öneriler

11:33

Belinizi çepeçevre saran o yağ kütlesinden kurtulmak istiyorsanız, önce yediklerinizi kontrol altına almanız gerekiyor; ama egzersiz de şart.
Çünkü bu bölgedeki yağlardan yavaş yavaş kurtulsanız bile, egzersiz yapmadan istediğiniz düz ve sıkı görünüme kavuşmak biraz zor görünüyor. Belinizi çepeçevre saran o yağ kütlesinden kurtulmak istiyorsanız, önce yediklerinizi kontrol altına almanız gerekiyor; ama egzersiz de şart.
Çünkü bu bölgedeki yağlardan yavaş yavaş kurtulsanız bile, egzersiz yapmadan istediğiniz düz ve sıkı görünüme kavuşmak biraz zor görünüyor. Ya da diyelim ki aslında bel bölgesinde kilo fazlası olmayan mutlu kişilerdensiniz ama bu bölgenin daha güzel ve çekici görünmesini istiyorsunuz.
Çözüm yine aynı: Egzersiz.Öte yandan egzersiz yapmak, yağları eritmek için yerlerde yuvarlanıp tonlarca mekik çekmenin de çekilir yanı yok.
Peki ne yapmalı?
İşte size 3 egzersiz.Bu egzersizler sayesinde beliniz incelecek,sırtınız güçlenecek ve omurganız esneyecek.
Böylece daha uzun boylu ve zarif görünürken, forma da girmiş olacaksınız.
Egzersizlerden randıman almak için haftada üç ila dört kez yapmanızı öneriyoruz. Ayrıca egzersiz esnasında karın, sırt ve bacak kaslarınızı sıkın.
Yere uzanıp sol yanınız üzerine yatın. Sağ ayağınızı sol ayağınızın üzerine atın ve sağ elinizi başınızın arkasına koyun. Eliniz ileri bakacak şekilde dirseğinize dayanarak güç alın. Dirseğinizle omzunuzun bir hizada olmasına dikkat edin. Şimdi yere değen kolunuzdan destek alarak kalçanızı ve bacaklarınızı yerden kaldırın.
Yavaş yavaş alçalın ama yere değmeyin. 10 tekrar yaptıktan sonra bacak değiştirip tekrarlayın.
Egzersiz esnasında öne eğilmeyin, omuzlarınızı kambur tutmayın.
Yere oturun. Dizlerinizi kendinize doğru çekin ve ayaklarınızı yerden kaldırmayın.Şimdi bir ila bir buçuk kiloluk bir dambılı iki ucundan tutun ve kollarınızı göğüs hizasında ileri doğru uzatın. Kollarınızı düz tutup sol bacağınızı kaldırırken, karın kaslarınızı sıkarak gövdenizle sola dönüp dambılı aşağı indirip yere yakın tutun.
Başlangıç pozisyonuna dönüp sonra sağ yanınıza dönerek devam edin.Sağ-sol değişimini yaparak 10 tekrar yapın. Yere oturup bacaklarınızı sol yanınıza doğru kırın ama kendinizi kasmadan, rahatça oturun. Bu esnada sağ ayağınız da sol dizinize değsin. Sol baldırınızı sol elinizle tuttuktan sonra, sağ kolunuzu yukarı uzatın. Kendinizi zorlamadan sol yanınıza doğru esnerken sağ elinize bakın. Diğer yanınızla tekrarlayın.
Ayrıca bel bölgenizi inceltmek için bu egzersizleri yapabilirsiniz…


Devamını Oku...