çocuk sağlığı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
çocuk sağlığı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Çocuklara ilaç vermek ne kadar doğru

09:53 No Comments

Çocuklarımız hastalandığında ilaca sarılmak ne kadar doğru. öksüren çocuğumuza şurup vermek yada burnu tıkandığında sprey kullanmak, Ateşi çıktığında ateş düşürücüler vermeli mi? Kış aylarında çocuklarımızın yakası bırakmayan hastalıklardan dolayı ebeveynleri bir telaş almakta ve hemen bilinçsizce ilaç kullanmaya yönelirler. Yanlış şekilde alınan ilaçlar çocuklarımızı korumayı bırakın daha tehlikeli boyutlara ulaşabilmekte

3 YAŞIN ALTINADKİ ÇOCUKLARIMIZA DOKTORA DANIŞMADAN İLAÇ VERMEYİN
Piyasada nezle ve grip tedavisinde kullanılan çok sayıda ilaç bulunmaktadır. İlaç kullanımı hastalığın tedavisinde her zaman işe yaramayabilir. Soğuk algınlığının en iyi ilacının bol dinlenme ve bol sıvı tüketimi olduğu unutulmamalıdır. Reçetesiz satılan ilaçları da 3 yaş altı çocuk ve bebeklere verirken mutlaka doktora danışılmalıdır.
ÖKSÜRÜK ŞURUBUNUN YANLIŞ KULLANIMI BAĞIŞIKLIĞI ZAYIFLATIYOR
Öksürük, her zaman akciğer kaynaklı olmayıp, çoğu zaman üst solunum yollarından geniz yoluyla aşağıya inen salgıların yaptığı irritasyon neticesinde gelişir. Çocukların gece uykularını bölecek kadar şiddetlenip, can sıkıcı bir hal alabilir. Vücudun bu normal koruma refleksini durduran öksürük şuruplarını kullanmak ise sağlığa daha çok zarar verebilir. Öksürük şurupları üzerinde yapılan araştırmalarda, öksürüğü kesen ilaçların çocuk sağlığına herhangi bir faydası olmadığı ortaya koyulmuştur.
YANLIŞ DOZ ÇOCUKLARIN KALP RİTMİNİ BOZUYOR
Üst solunum yolu açıcılar; ağız yoluyla alınan hap ya da şurup şeklinde hazırlanmış ilaçlardır. Bu ilaçlar, burun tıkanıklığı ve salgılarını azaltmak için verilir. Bu tip ilaçların kullanımında, alttaki sorunu gidermekten çok hastalıkta görülen yakınmaların hafifletilmesi amaçlanır. Yanlış doz ve sıklıkta kullanımı çocuklarda hızlı kalp atışı, huzursuzluk ve uykusuzluk gibi yan etkilere yol açabilir.
BURUN DAMLALARINI KULLANIRKEN DİKKAT!
Tuzlu su içeren burun damlaları ya da spreyleri burun içindeki salgıları yumuşatarak çocukların daha rahat nefes almalarına yardımcı olurlar. İlaç ihtiva eden burun damlaları ya da spreyler hekim tavsiyesi olmadan kullanılmamalıdır.
KARACİĞER VE BEYİNDE TAHRİBATA YOL AÇABİLİR
Reçetesiz satılan ağrı kesicilere aileler çok dikkat etmelidir. Özellikle aspirin çocuklarda ya da ergenlerde soğuk algınlığı, suçiçeği ya da gripten kaynaklanan ateşi düşürmede kullanılmamalıdır. Yanlış aspirin kullanımı reye sendromuna yani karaciğer ve beyinde tahribata yol açabilir. 6 aydan küçük bebeklerin ateşi varsa mutlaka doktora danışılmalıdır. Çocuğa ilaç içirilemiyorsa fitil de kullanılabilir. Fakat sadece bir yolla ilaç verilmelidir. Hem fitil hem de ağızdan ilaç verilmemelidir. Çocuğa verilen ilacın prospektüsü kullanmadan önce dikkatlice okunmalıdır.
AYNI ANDA BİRDEN FAZLA İLAÇ VERMEYİN
Çocukları hastalandığında ailelerin endişelenmesi normaldir. Aileler, bu tür durumlarda çocuğun kendini daha iyi hissetmesi için reçetesiz öksürük ve soğuk algınlığı ilaçlarına sarılır. Ağrı kesici ve ateş düşürücüler hariç, bunların işe yaradığına dair mevcut bir kanıt yoktur. Ayrıca bu ilaçların bazı yan etkileri çocuğun kendini daha kötü hissetmesine neden olabilir. Bir de fazla ilaç kullanımı riski vardır. Doktor aksini önermedikçe aynı anda birden fazla ilaç kullanılmamalıdır.
SOĞUK ALGINLIĞINA YAKALANDIĞINDA NE YAPMALIYIM?
Çocuk, soğuk algınlığına yakalandıysa bol sıvı verilip, dinlenmesi sağlanmalıdır. Soğuk algınlığına virüslerin neden olduğu ve ilaç tedavisi olmadığı unutulmamalıdır. Fakat daha ciddi sorunlar ilk başta soğuk algınlığı olarak kendilerini gösterebilirler. Bu nedenle aşağıdaki belirtiler varsa mutlaka doktora başvurulmalıdır:
– Kulak ağrısı
– 72 saatten uzun süren ateş ya da 3 aydan küçük bebeklerde ateş
– Aşırı uyku hali
– Aşırı huysuzluk ya da mızmızlık
– Deride kızarıklık, döküntü
– Hızlı nefes alma ya da zorlukla nefes alma
– Normale oranla daha az idrara çıkma
Devamını Oku...


Kendisine güvenen güçlü çocuk yetiştirme önerileri

09:53 No Comments

Çocuğunuz utanganç, kalabalıkta sıkılıyor isteklerini dile getirmekte güçlük çekiyor. Bu durumdaki çocukların kendilerine güvenmesi ve daha güçlü bir kişiliğe sahip olabilmeleri için ailelere işe yarayacak bazı önemli öneriler:
Çocuğunuzu olduğu gibi sevin: Çocuğunuzu olduğu gibi sevdiğinizi gösterin. Ona davranışları ve başarısı için değil, sizin çocuğunuz olduğu için sevdiğinizi davranış ve sözlerinizle hissettirin.
Çocuğunuz sizin sözünüzü dinlemediğinde de, bağırdığında da ona sevdiğinizi gösterin ama davranışından dolayı ona kızgın olduğunu onun anlayacağı dil ve tonla anlatın. Çocuğunuzun devamlı olumsuz yönlerini değil, onun güçlü olduğu yönleri de görüp taktir edin. Ona inatçı olduğunu ama buna karşı çok iyi resim yaptığını veya spor yaptığını anlatın.
Çocuğunuza olan sevginizi fiziksel temas yolu ile göstermekten kaçınmayın. Çocuğunuzu sık sık öpün, sarılın onunla birlikte oynayın ve haşarılık yapın, onunla bol bol zaman geçirin. Çocuğunuzun ilgi alanlarına, hoşandığı şeylere karşı duyarlı olun.
Çocuğunuza her zaman çok sevdiğinizi söylemeyi ve bunu tekrarlamayı unutmayın. Çocuğunuzun duygularına önem verin ve saygı gösterin.
Çocuğunuzun duygularından emin olmaya çalışın. O hayır dediği zaman nedenini anlamaya çalışın. Mesala okula veya yuvaya giderken öpmek istemiyorsa zorla sizi öpmeyi zorlamayın. Çocuğunuzun bu gibi durumlarda kendisinin karar vermesine olanak verin.
Çocuklarınıza karşı asla yalan söylemeyin. Söylenen yalanlar çocuğunuzla aranızdaki ilişkiyi derin bir şekilde zedeler.
Çocuğunuza güvenin: Çocuğunuz tek başına bir şeyler yapmak istediğinde ona güvenin. Örneğin parkta sizin tehlikeli olduğunu düşündüğünüz ancak onun tırmanmak istediği yere çıkmasına izin verin.
Çocuklar kendi deneyimleriyle daha fazla tecrübe ve güven kazanır. Çocuğunuz ayakkabısını ters giydiğinde hemen düzeltmeyin. Bir kaç kez ayakkabıyı ters giyen çocuğunuz mutlaka ayakkabıyı ters giydiğini anlayacak ve kendisi düzeltecektir. Bu tür konularda anne ve babalar sabırlı olmalı.
Duygularınızı gösterin: Öfkeli olduğunuz zaman çocuğunuza karşı sahte gülümsemede bulunmayın. Bu hareketiniz çocuğunuzun kafasını karıştırır. En iyisi çocuğunuzu neden öfkeli olduğunuzu onun anlayacağı dilde anlatmaktır.
Çocuğunuzu övün ve teşvik edin: Çocğunuzun emein olmadığı durumlarda sizden alacağı ufak bir işaret onu cesaretlendirir. Çocuklarınızı överken gerçekçi olmayı da özen gösterin. Örneğin çocuğunuzun tam olarak gerçekleştiremediği bir eylemi ‘çok iyi yaptın’ yerine, Yaptığın kötü değildi diyerek söze başlayıp dah iyi nasıl yapılabileceği konusunda onu teşvik edebilirsiniz.
Devamını Oku...


Çocuğum yemek yemiyor!

09:52 No Comments

Bir çok annenin en fazla yakındığı durum çocuğunun yemek yememesidir. Ne numaralar, ne uygulamalar denenir, çocuk yemek yesin de karnı doysun diye. Anne çocuk ilişkisini çıkmaza bile sürekler. Her yolu denedim olmadı deyip, elinizde kaşık çocuğunuzun arkasında “bu yenecek” diye koşanlardansanız; bu gün buna son vermenin zamanı.

Malum; hepimiz ilk anne karnında beslenmeye başlıyoruz ardından bebeklik, çocukluk, yetişkinlik, yaşlılık derken bir ömür boyu sürüyor. Bebek doğduğunda  emzirmeye dair bir mani yoksa, ilk 6 ay sadece anne sütü verilmeli. 6. aydan itibaren anne sütüne ek  bebeğin gereksinimlerine uygun tamamlayıcı beslenmeye geçilebilir. Bebekler anne sütü dışında yeni bir yiyecekle karşılaştıkları için bazen tamamlayıcı besinleri almak istemeyebilir. Bebeğin diş çıkardığı veya hasta olduğu bir dönemde bir yiyecek konusunda ısrar etmek, yemesi için zorlamak, burnunu kapatıp zorla ağzına tepmek veya televizyon karşısında yemek yedirmek bebeğinizin yanlış beslenme  alışkanlıkları kazanmasına neden olur. Çocuk ya sizinle inatlaşarak yemek yemeği reddeder veya tv karşısında yemek yeme alışkanlığı kazanarak her tv veya film izlediğinde aç olmasa bile yemek yeme gereksinimi duyar.
Çocuk Beslenmesinde Nasıl Bir Yol İzlenmeli ?
*Bebeğinize  ilk 6 ay anne sütü verdikten sonra, 6.aydan itibaren tamamlayıcı besinlere geçin.
*Tamamlayıcı besinlere geçtiğinizde günde 1 veya 2 tatlı kaşığı ile başlayın.Miktar ve çeşitliliği yavaş yavaş artırın.
*Başlarda kaşıkla yemekte zorlanabilir, zamanla bu durum düzelecek, endişe etmeyin.Yemek yemeyi öğrenmesine izin verin.Bunu yaparken sabırlı, teşvik edici ve yardım eden bir tutum sergileyin.
*Çocuğu sabırla ve yavaş besleyin.Çiğnemesi ve yutması için zaman tanıyın. Yemek yerken göz teması kurun. Yemek süresince yanında olun.
* Çocuğun ihtiyaçları ve mide kapasitesine uygun bir beslenme programı olmalı. Nasıl ilk doğduğunda mide kapasitesi küçük olduğundan az az sık sık emziriyorsanız, tamamlayıcı besinlere geçildiğinde de bunu düşünmeliyiz.
*Yeni bir yiyecekle tanıştırırken küçük miktarlarda olmasına özen  gösterin eğer yemezse zorlamayın. Başka bir gün tekrar deneyin.
* Hasta olduğu veya diş çıkardığı dönemlerde  oldukça sabırlı olmalı ve küçük miktarlarda sık sık beslemeli, sevdiği besinlere öncelik verilmeli. Emziriyorsanız emzirmeye devam etmeli. İştahında azalma olsa da hastalık sonrası toparlama döneminde öğün sayıları ve miktarları artırılarak çocuğun toparlanması sağlanmalı.
* Kendi başına yiyebileceği muz, salatalık benzeri besinleri eline verin. Yiyeceğe dokunmasına, tanımasına izin verin. Kendi yemek yemek istediğinde bunu destekleyin.
*Uykulu anlarda çocuğunuza yemek yedirmeye çalışmayın.
*Yemek sırasında çocuğunuza güzel sözler söyleyin, yemek yeme zamanlarının mutlu ve huzurlu geçirilen zamanlar olmasını sağlayın.
*6. aydan 8. aya tamamlayıcı besin olarak : Meyve püresi, muhallebi, yumurta sarısı, çorbalar (sebzeli, yoğurtlu ve tahıllı), kıyma veya yumurta sarısı ile hazırlanmış yemekler (köfte,kabak dolması)
*12. ayından itibaren evde pişen yemekleri yiyebilir.
Bebeklikten itibaren yapacağınız doğru tercihler ve uygulamalarla çocuğunuzun doğru beslenme alışkanlıkları  kazanmasına ve daha sağlıklı ve kaliteli bir hayat sürmesine yardımcı olabilirsiniz.
Devamını Oku...


Okul başarısını kulağı etkilemesin

09:52 No Comments

Çocuklarda orta kulak boşluğunda biriken iltihabı sıvının okul başarısını etkileyen işitme azlığına neden olduğu belirtiliyor.

Yrd. Doç. Dr. Özmen Öztürk, özellikle çocuklarda görülen orta kulak iltihabının tedavi edilmediği taktirde, orta kulak boşluğunda biriken iltihabı sıvının okul başarısını etkileyen işitme azlığına neden olduğunu ve kulak zarında kalıcı değişikliklere neden olduğunu belirtiyor.

Özel İstanbul Medipol Hastanesi Kulak Burun Boğaz ve Baş-Boyun Cerrahisi Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Özmen Öztürk, küçük büyük herkesi tehdit eden orta kulak iltihabının (otitis media) özellikle çocuklarda ciddi sorunlara yol açtığını söylüyor. İstatistiklerin 6 aylık oluncaya kadar her 4 bebekten birinin orta kulak iltihabı geçirdiğini ortaya koyduğunu belirten Yrd. Doç. Dr. Özmen Öztürk, orta kulak iltihabının mikroorganizmalara bağlı geliştiğini dile getiriyor.

Genellikle tek başına ortaya çıkan bir hastalık olmayan ortak kulak iltihabı, viral ya da bakteriyel nedenlerle orta kulağın iltihaplanması olarak görülüyor.

Orta kulak iltihabının en sık görülen belirtisinin ağrı olduğunu hatırlatan Yrd. Dr. Özmen Öztürk, şöyle devam ediyor: “Bunun dışında işitme azlığı, ateşlenme, beslenme güçlüğü ve huzursuzluk gibi şikayetler görülür. Kulaktaki enfeksiyonun etkenine ve yayılımına bağlı olarak bu temel belirtilere baş ağrısı, kulakta uğultu, denge bozuklukları, konuşmada gecikme şikayetleri eklenebilir. Eğer orta kulak yolunda biriken iltihap kulak zarını delerse kanlı ve iltihaplı akıntı dış kulak yoluna boşalır. Kulak zarı delinmesini takiben bu safhada ağrının azaldığı fark edilir. Seröz orta kulak iltihabında ise işitme azlığı ve kulakta basınç hissi tespit edilir.”

Çok küçük çocukların kulak ağrısını tam ifade edemeyebileceğini ifade eden Yrd. Dr. Özmen Öztürk,  “Bu nedenle ailelerin çocuklarını yakından gözlemlemesi gerekmektedir” diyor.

Orta kulak iltihapları genellikle çocukların son 10 gün içinde geçirdiği bir soğuk algınlığını takiben geliştiğini vurgulayan Yrd. Dr. Özmen Öztürk, tedavi edilmediği taktirde ortaya çıkabilecek komplikasyonlara ait belirtileri şöyle sıralıyor: “Orta kulak iltihabı sırasında nadir görülmekle birlikte beyin apsesi, menenjit, kulak arkası sahada abseler ve yüz felci geçirme riski mevcuttur. Bunlar çok yüksek riskler olmamakla birlikte, enfeksiyon sıklığı arttıkça risk de artar.” 

Oturarak beslenen bebeklerde daha az görülüyor
Bebeklerin anne sütüyle beslendiği andaki pozisyonun hastalığı önlemede çıkacak etkin olduğunu belirten Öztürk, “Oturarak beslenen bebeklerin, orta kulak iltihabına daha az yakalandığı görülmüştür. Ayrıca anne sütü bağışıklığı kuvvetlendirerek hastalığa yakalanma riskini azaltır. Kulak ağrısı çeken çocukların doktora götürülmesi hastalığın ilerlemeden tedavisi için gereklidir. Soğuk algınlığını önlemek için yapılan aşılar bakteri ve virüslerin de üremesini engeller ve hastalığa yakalanma ihtimalini azaltır. Sigara içilen ortamlarda pasif içici olan çocukların orta kulak iltihaplanmasına yakalanma olasılığı artmaktadır” diye konuşuyor.

Nasıl tedavi edilir?
Orta kulak iltihabı tedavisinin şeklinin orta kulaktaki iltihabın akut, kronik ya da seröz olmasına göre değiştiğini belirten Öztürk,  şunları kaydediyor: “Bakterilere bağlı orta kulak iltihaplanmaları genellikle ilaç tedavisiyle kısa sürede düzelirken seröz orta kulak iltihabı inatçı bir durumdur. Akut orta kulak iltihabı antibiyotikler ve ağrı kesici ilaçlarla uygun şekilde tedavi edilir. Medikal tedavi genellikle 10 gün süreyle verilir. Antibiyotiklere cevap alınamadığı nadir durumlarda parasentez (kulak zarını delerek orta kulakta biriken iltihabı boşaltmak) gerekebilir. Seröz otitis mediada da önce ilaç tedavisi uygulanır. Özellikle alerjiye bağlı seröz orta kulak iltihapları ilaç tedavisine iyi yanıt verir. Ancak pek çok kez cerrahi müdahale ile orta kulağın havalanması sağlanırken, biriken basınçlı sıvı dışarı alınır. Dekonjestanlar ve antihistaminikler grubunda yer alan ve soğuk algınlıklarında kullanılan ilaçların kısmi faydaları da mevcuttur.”

Eğer orta kulak iltihabı uygun ilaç tedavisine cevap vermezse, sıvı birikimi sürekli hale gelirse ve iltihabi durum sık aralıklı tekrarlarsa cerrahi tedavi önerebileceklerini de aktaran Yrd. Dr. Özmen Öztürk, “Seröz orta kulak iltihabında eğer hastada işitme kaybı varsa ve bu durum ilaç tedavisiyle düzelmiyorsa tedavi cerrahi bir işlemdir” diyor.
Devamını Oku...


Anne babalar çocuklarının yanında nasıl tartışmalı

09:51 No Comments

Anne ve baba iki farklı kişi, iki farklı bakış açısı. Bu iki farklı kişinin ortak çocukları. Anne babalar, sahip oldukları farklılıklardan dolayı zaman zaman sorunlar yaşayabilir, bu çok normaldir.
Ancak evde hergün küçücük ıvır zıvırlardan dolayı kavga çıkıyorsa ve bu da çocukları olumsuz yönde etkilemeye başladıysa her iki tarafından da kavga etmesini öğrenmesi gerekiyor.
Peki anne babalar nasıl kavga etmeli? Kavga sırasında nelere dikkat etmeli? "Çocuk odasındaki ve evdeki kaos dayanılır gibi değil, çocuklar her akşam geç yatağa gidiyor, çocuğun dersleri çok kötü, çocuğu bu kadar şımartmaya gerek yok." Bunun yanı sıra evdeki sorumluluklar ve ekonomik problemler ailede çatışmaların çıkmasına neden olabiliyor ve muhtemelen bir çok anne bu ve bu gibi nedenlerden dolayı kavga ediyor.
Ancak önemli olan bu anlaşmazlıklara nasıl bir çözüm bulunacağıdır. Pek çok anne baba bir taraftan iyi eş, diğer taraftanda da iyi bir ebeveyn olmaya çalışır. Bu duygular içinde çocukları için sorumluluk alırlar ve onların geleceğini şekillendiren kararları imza atarlar.
Anne ve babanın kendi çocukluklarında kazandıklrı değerler ve aldıkları eğitim alınan bu kararlarda etkin rol oynar. Anne ve babanın kazanımları farklı olduğu için çocukları için alacakları kararlarda kimi zaman ortak nokta bulmak güç olabilir. Annne ve babalar, çocuklarını iyi bir yaşam için hazılamaya çalışıyor.
Ancak anne ve babaların beklentileri her zaman toplumsal ve ekonomik koşullar nedeniyle karşılanmayabiliyor. Bu durumda anne ve balar arasında da çatışma çıkıyor. Aslında ailedeki kavgalar, çorbaya tat veren tuz gibidir. O nedenle kavgaları olumluya çevirebilmek, tatlıya bağlayabilmek önemlidir.
Peki bu nasıl olacak? Anne ve baba ne kadar çok çalışırlarsa çalışsın kendileri için ortak zaman bulmalı ve bol bol konuşmalı. Konuşulacak ortam rahat ve hoş olmalı, her iki taraf birbirinin sözüne kesmeden, saygı çerçevesi içinde dinlemeli. Ortak çocukları ve gelecekleri için nelerin kendileri için iyi olduğunu tartışıp bulmalılar. Karşı tarafın fikri daha mantıklı gelince bunu kabul etmek asla bir yenilgi olarak görülmemeli.
Çocuklar anne ve babanın farklı görüşlerine rağman ortak bir kararda buluştuklarını, kavga etmelerine rağmen herşeyin eskisi gibi olduğunu görünce, farklılıklara rağmen birlikte yaşamın kurallarını öğrenir.
Anne baba arasında anlaşmazlıkların olması gayet normaldir. Önemli olan tartışılan konu hakkında görüşlerini, karşı tarafa kırmadan incitmeden, aşağılamadan ‘ben bu şekilde düşünüyorum’ diye anlatabilmektir. Yoksa karşı tarafı dinlemeden ‘Ama sen yanlış düşünüyorsun. Sen hep öylesin. Sen bilmiyorsun’ gibi suçlamalar, eşler arasında bir duvarın örülmesine neden olabilir. Bu nedenle bu tür suçlamalardan kesinlikle kaçınılmalıdır.
Anne ve baba kavgasına şahit olan çocuk, yaşına göre kavgayı anlamaya çalışacaktır. Kısaca kavga etmesini bilen, kavgadan sonra tekrar anlaşabilen anne ve babalar aslında çocuklar için büyük bir şanstır. Yani çocuklar ilerki yaşlarında sık sık karşılaşacakları anlaşmazlıkların ve fikir ayrılıklarının aslında çok da kötü olmadığını ve mutlaka bir çözüm yolu bulunduğunu görüp öğreneceklerdir. Farklılıklara, çatışmalara ve tartışmalara rağmen insanların birbirini sevebileceklerini göreceklerdir...
Devamını Oku...