iş dünyası etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
iş dünyası etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Lider Bir Çocuk Yetiştirmek

09:55 No Comments


Her birimiz kendimize göre donanımlı hale gelebilmek adına çalışıyoruz. Hepimizin öyle ya da böyle amaçları var ve bu amaçlara ulaşabilmek adına sürekli bir yarış, bir çaba içerisindeyiz. Bu çaba ister iş hayatında işi almak için yaşansın, ister okulda notlarımızı yükseltmek için, iserse bakkaldan ekmek almak için... Her şey bir çaba gerektiriyor. Belki oturduğunuz yerden, az çaba gerektiren bir iş yapıyorsunuz. Ancak bunun için bile insanları organize etmek gerekecektir. Bu da haliyle size fiziksel bir çaba gerektirmese de, zihinsel olarak gerektirecektir.
Çocukluğumuzda buram buram yaşadığımız bir şey vardı. Anne babalarımız bizlerle gurur duymak isterlerdi. Bizler de bunun için çabalardık.İster başarılı, ister başarısız bir öğrenci olalım bazılarımız sıf onları mutlu etmek adına karne notlarını bile değiştirmek gibi bir casusluğa girişmişti. Bu kişilerden biri olmadım. Başarılı bir öğrencilik hayatım oldu ama, şunu söylemem gerekir ki, çocuklarınızdan 'başarı' beklerken bunun her ders için 5 üzerinden 5 almak gibi bir olgu olduğunu sanmamalısınız.Çünkü 'başarı' diye adlandırdığımız şey her konuda aynı başarıyı göstermek olmamalıdır. Birinin sanatta başarılı olması, onun iyi bir yönetici olmasını gerektirmez. Ya da tam tersi. İleride iyi bir lider olabilecek potansiyele sahip çocuklar genellikle derslerde büyük bir başarı göstermezler. Bunu neden mi söylüyorum? Çünkü liderlerin en büyük özelliği biraz 'çılgın' olmalarıdır. Kuralların dışına çıkabilirler. Bütün bir ay ders çalışmayıp, zaman yönetimini öğrenerek bir derse 2 gün çalışarak başarı sağlayabilirler. Evet, böyle söylüyorum. Çünkü ben tam da böyle bir öğrenciydim.
Anne babalarımızı mutlu etmek, onların gururlarını okşamak bizler için hep motivasyon kaynağı olmuştu. Bir çoğumuza sınıftaki diğer çocuklar örnek gösterilerek 'O yapıyorsa sen de yapabilirsin, bak o bu konuda becerikli, sen de halledebilirsin' tarzı cümlelerle hedefleme yapmamız gerektiği öğretildi. Kendimizi kıyasladık. Kendimizi başarıyı belki de farklı bir alanda seçmek istemiş diğer bireylerle kıyasladık. Evet, belki Aysu'nun matematiği iyiydi. Bizimki o kadar iyi değildi. Ama lütfen! Belki de Aysu'nun resimi kötü iken, bizim resmimiz iyiydi... Olamaz mı?
Takdir edilmek başlı başına bir motvasyon kaynağı oldu. Bizim bu işi çok iyi bildiğimizi ima eden birine karşı kayıtsız kalamazdık. Sizlere soruyorum: Hangimiz karşımızda bizlere övgüyle yaklaşan birine karşı, 'Şaka yapıyor olmalısın, ben tamirden ne anlarım ki, bu konuda çok beceriksizim' dedik? Bir çoğumuz demedi. Ben de dahil. Belki de bizi tetikleyen şey bu oldu. En azından tamir etmeyi denedik. Başarmak için bunu bir referans olarak kullandık. Kafamızda ise tek bir şey vardı. 'Ben zaten bu işi biliyorum, biraz çabalasam halledeceğim.' 
Bir de tam tersi bir durum var. Başaramayacağımızı ima eden kişilere karşı daha dirayetli olduk. Bu bizi hırslandırdı kimi zaman. 'Demek yapamam ha, sen görürsün şunu bir tamir edeyim de..' diye düşündük. Ben sadece arayıcıyım sayın okuyucular.. Aklınızı okumuyorum. Sizlerden pek farkım yok. Tüm insanlar böyle düşünebiliyor.
Çocuklarda özgüven gelişimi tam da böyle başlar. Takdir edilmek, övülmek, motive etmek. Bir çocuğa 'Sen sakın dokunma, beceriksizsin, bozarsın' demek, zannederim ki yapılabilecek en kötü öğretim şekli olacaktır. Çocuklarınıza kendilerini gösterebilecekleri alanlar yaratın. Mutlaka bazı derslerde başarısız olsa dahi, başarılı olabilecekleri alanlar olacaktır. Tek yapmanız gereken fırsat yaratmak ve kendilerini keşfetmelerine izin vermeniz olmalıdır. Bunun için çaba harcayın. Bir çocuk yetiştirmek, bir marka yaratmaktan çok daha zor bir iştir. Ben de 'pazarlama gurusu' olarak doğmadım... Resim yaptım, voleybol oynadım, tiyatro eğitimi aldım, halkla ilişkiler alanında eğitim gördüm. Şimdi buradayım.. Çocuklarınıza farklı alanlarda deneyim sunmalısınız. Ne kadar şanslı biriyim ki, annem bu konuda bana inanılmaz destek verdi. Bir insan bir çok alanı deneyip, birini seçtiği zaman kafasında soru işaretleri kalmıyor. Çünkü seçtiğiniz şey gerçekten istediğiniz şey oluyor. 
Bugün çocuğunuza matematik ya da fizik dersinde zayıf aldığı için kızıyor olabilirsiniz. Belki de karşınızda 10 sene sonrasının ünlü bir sosyoloğu duruyordur. Veyahutta çok başarılı tezler yazacak bir türkçe öğretmeni. Bunu bilemezsiniz. İlham verin. Motivasyonunu kırmayın.
Motivasyon yalnızca ailemizden alacağımız bir oldu değil, aynı zamanda da iş hayatımızda da hissetmek istediğimiz böir olgudur. Başarılı şirketlerin çalışan adayları açısından tercih edilmesinin asıl sebebi de budur. Her birimiz başarılı işlerin bir parçası olmak istiyoruz. Bizi motive edecek bir ortam arayışı içerisindeyiz. Ailemizi, kendimizi, geleceğimizi düşünüyoruz. Belki iyi bir maaş çeki de fena olmazdı. Ama tek sebebi bu değil. Aynı zamanda başardığımızda bunun 'gerçekten takdir edilmesini' de istiyoruz. Başarınızın takdir edilmesi için, karşınızdaki kişilerin çoğu zaman sizden daha 'başarılı' olması gerekir. Neden mi? Çünkü sizden daha başarısız kişiler arasında bir çok zaman 'kıskançlık malzemesi' olursunuz. Mümkünse, ekibinizi sizden daha iiyi şartlarda eğitim almış, daha tecrübeli ve daha donanımlı insanlardan oluşan şekilde kurun. Pişman olmazsınız. Ayrıca yeni şeyler de öğrenirsiniz.
Margaret Fuller'in bir sözü var: ''Bugün bir okuyucu, yarın büyük bir lider'' Bırakın okusun, bırakın öğrensin. Bir söz daha: ''Bütün insanların kabiliyetlerine göre bir işi olmalı, bunun aksine hareket edilmesine hükümdar izin vermemeli.'' (Nizamımülk) Kabiliyetlerini keşfedebilmiş biri için hayat daha anlamlıdır.

LİDER BİR ÇOCUK YETİŞTİRMEK İÇİN NELER YAPMALIYIZ?

  1. Öncelikle çocuğunuza 'liderlik' kavramını açıklamalısınız. Örnekler vererek açıklamak daha kolay ve akılda kalıcı bir yöntem olacaktır. Liderlerin, diğer insanlar tarafından nasıl göründüğünü açıklamaya çalışın.
  2. Lidercilik oyunları oynayın. Diğer aile bireyleriyle toplaşın ve birini lider yapın. Ardından herkes onun hareketlerinin aynısını yapsın. Sırasıyla herkes bir süreliğine lider olsun ve ardından 'en iyi' figürleri yapan kişiye bir ödül verin.
  3. Atatürk'ten bahsedin. Onunla alakalı belgeseller ve videolar işe yarayabilir. Tarihi geçmişimizden ve Atatürk'ün özelliklerinden bahsedebilirsiniz. Veya başka bir lider seçin ve onu anlatın. Şahsiyet, donanım, bilgi, tecrübe, cesaret, yardımseverlik, iyi niyet, başarma arzusu gibi ögelerden bahsedin.
  4. Kendini ifade edebileceği konuşmalar yapmasını sağlayın. Çocuğun empati duygusunu harekete geçirerek bazı konularda sorumluluğu ona verin ve izleyin.
  5. Okulda aktif görevlere katılımı konusunda onu cesaretlendirin. Başkanlık yapması konusunda motive edici olun.
  6. Bazı liderlerin olmayışının nasıl bir karmaşaya neden olabileceğini düşünmesini isteyin. Örneğin basketbol takımının antrönörü. Ya da bir okul müdürü.
  7. Ona söz hakkı tanıyın, cevaplarını kesmeden dinleyin.
  8. Cesaretlendirin, öğretici ve aydınlatıcı olun.
  9. Ona uygulayabileceği projeler verin. Örn: Doğum günü partisi düzenleme gibi.
  10. Bu gibi bilgilerden birliktelik kurduğunuz hayat arkadaşınızı da haberdar ederek, koordineli biçimde hareket edebilirsiniz.
Devamını Oku...


Ekip Çalışması! Güzel, Ama Nasıl?

09:47 No Comments

ekip çalışması, ekip, takım, team work


Son yılların popüler slogalarından biri : Ekip Çalışması. 

Ekip Çalışmasının gerekliliği sık sık dile getirilir. Askeriyede, bürokraside, sporda, kurumlarda, hatta aile içerisinde bile birlikte hareket etmekten bahsedilir. Eskiden kahramanlarımız, Superman, Batman, Örümcek Adam gib tek başına tüm kötülüklerle başedebilen yalnız karakterler iken, artık bunların yerini Fantastic Four(Fantastik Dörtlü), X-Men, Avengers(Yenilmezler) gibi birlikte hareket eden kahramanlar grubu almış.

Bir çok alanda ekip çalışmasının başarılarına tanık olabiliyoruz. Mesela futbol gibi, askeri bir harekat gibi. Ama aynı şeyi kurumlar için her zaman söyleyemiyoruz. Sıkıntılar yaşandığına, hayal edildiği gibi 1+1 = 3 lere ulaşılamıdığına tanık oluyoruz. 

Peki kurumlardaki ekip çalışmaları, diğer alanlardaki çalışmalara kıyasla neden daha geridedir? Beyaz yakalıların bir araya geldiğinde dedikodusunu ve şikayetini sık sık dile getirdiği problemler bunlardan bazıları olabilir mi?  

Ekip çalışmalarında görülen aksaklardan bazılarını tecrübelerime ve gördüklerime dayanarak paylaşmak isterim.

- Yalnız çalışmayı sevenler: "Takım çalışmasına yatkın değil" gibi olumsuz bir değerlendirme tehlikesi ile karşı karşıya olan çalışandır. Her ne kadar kurumlar için takım çalışması olmazsa olmaz bir kriter olsa da, eğer bu kişiler kurum için çok güzel işler çıkarabiliyorsa, bazı durumlarda yalnız çalışmasına izin verilmelidir. Hemen gözden çıkarılmamalıdır. Ancak burada altını çizmekte fayda var. Kişinin diğer çalışanlarla iletişimi iyidir. Sadece teknik olarak birlikte çalışamıyordur. İletişim ile ekip çalışmasını ayrı ayrı değerlendirmek gerekir.


- Öne çıkmaya çalışanlar: Futbolda seyirciler vardır. Golün yenmesini engelleyen de, golü hazırlayan da, golü atan da gözler önündedir. Hepsi birer kahramandır. Takımda kötü oynayan bir futbolcu var ise o da göze batar. Yani performans değerlendirme çok da zor değildir. Ancak kurumlarda, bir proje bir ekip tarafından geliştirilirken kimin ne kadar emeği olduğunu takip etmek çoğunlukla zordur. Yöneticiler herkesin ne yaptığını göremeyebilir. Bunu fırsat bilen bazı beyaz yakalılar(çakallar) ise, projenin her adımında yöneticileri bilgilendirerek veya toparlayıcı/özet mailleri atarak, en çok ilgilenen kişi unvanını alır. Hatta sizin epey emek verdiğiniz ve uzmanlık alanınızın olduğu kısımları da 1-2 cümle ile geçiştirerek sabote eder. Bu durum ekipteki diğer insanların motivasyonun düşmesine neden olur. Kesin çözümü yok. Belki proje veya ekip yöneticisi proje süresince kişilerin yaptıklarını bizzat takip ederek bunun önüne az da olsa geçebilir.

Burada bahsettiğimiz, gerçekten fark yaratarak güzel işler yapan çalışan değildir. Böyle çalışanların öne çıkması kadar doğal bir şey olamaz.

- Ego problemi: Çok geniş bir konu. Bununla ilgili Çağın Hastalığı : Ego adında yazım bile vardı. Bilmediği halde sormamak, başkalarının bilgisini kabullenmemek ekip çalışmasına en çok zarar veren ego problemlerinden birisi.

- Bilgi saklama: Bilgi saklama kadar çalışanın bilgiyi saklama ihtiyacı duymasına sebep olan etkenler de bir suçtur. Paylaştığı bir fikrinin çalınarak başka bir ortamda söylendiğine şahit olan ve artık bundan korkan o kadar çok çalışan var ki. Yine iş etiği problemi diyoruz.

- Yöneticiler: Herkesi hakettiği kadar takdir etmeme  veya ekipte hep aynı kişilerle iletişimde kalma ekip çalışmasını olumsuz yönde etkiler.
Devamını Oku...


İş Dünyasında İstediğinize Sahip Olmak İçin 5 Öner

09:40 No Comments

1.Tam olarak ne istediğinizi bilin.
eğer sizde ne istediğinizi tam olarak bilmiyor ve bir kararsızlık  içindeyseniz hedefe ulaşmanız gerçekten çok zor olacaktır. Hedefimizi kesin ve net bir şekilde kafanızda kurmalı ve ona göre altyapınızı, fizibilitenizi ona göre ayarlamanız gerekir. İlk başta ne olmak istediğinize bir bakın. Ona göre davranın. Ona göre eğitim alın, öğrenin ve  araştırma yapın. Biri sizi “neden” değdiği zaman karşısında kekelemeyin” eee, ımm” demeyin.
kariyer-kadin 3
2. İstediğiniz şey mantıklı ve faydalı olsun
Eğer öylesine istiyor hiçbir mantık ve fayda yaratmıyorsanız buna gerçekten sahip olmak zor olacaktır. Kimse size öylesine yardım etmek istemeyecektir. Bu yüzden bir teorininiz varsa öncelikle onu mantıklı olarak destekleyici fikirler bulun.  Böyle olursa mutlaka birisi de bu konuda yardım etmek isteyecektir. Maddi konuda yardım edemiyor olabilir. Manevi konuda mutlaka destek çıkacaktır. Sonuçta her şey para demek değil. Bazen paradan çok daha önemli ve etkili fikirler vardır.
danisma-kadin
3. Size yardım edebilecek potansiyele sahip kişilerden yardım isteyin.
Özellikle bir probleminiz varsa ya da yeni bir işe atılacaksanız akıl danışacaksanız mutlaka onunla alakalı bilgi ve birikime sahip kişilerden destek almalısınız. Konu ile alakalı hiçbir fikre sahip olmayan kişilerden yardım istemek mantıksız olacaktır. Belki de size fayda  yerine zarar da getirebilecektir. Aklınızı karıştırabilecek doğruları yanlış olarak görebileceksiniz. Bu yüzden mutlaka o konuyla alakalı bilgi ve tecrübeye sahip kişilere danışın. http://kadininkitabi.com
danisman-kadin
4. Bir şeyi istediğinizde kararlı ve istikrarlı olun.
Bazen her istediğiniz hemen olmaz ya da istediğiniz gibi sonuç vermeyebilir. O konuda başarısızlığa düşmüş olabilirsiniz. Bu gayet normal. Bir şeyi arzu ediyorsanız mutlaka sonucu odaklanmalısınız. Önünüzdeki engelleri bir problem olarak görmemeli, bu süreçte geçici  bir duraksama olarak bakmalısınız. Bunun sonucunda ne kadar kararlı olduğunuza bağlı olarak istediğiniz şeyi elde etmek daha kolay olacaktır. Azimli kararlı ve istikrarlı bir şekilde onu istemeye ve elinizden gelenin en iyisini yapmaya özen gösterin, çaba sarf edin. Hiçbir şey kolay elde edilemez. http://kadininkitabi.com
kariyer-kadin 2
5. Asla pes etme!
olmuyor, denedim yapamadım, bir türlü tutmuyor gibi cümleler sizi olumsuz düşünceleri iletecek ve bu da davranışlarınıza yansıyacaktır. Zaten davranışlar düşüncelerimizin bir parçası olarak meydana gelmektedir.  Bu yüzden ne kadar çok olumlu düşünür ve o şekilde konuşursanız evren de ona göre hareket edecek ve önünüze şansı çıkaracaktır. Siz yeter ki daima istekli ve pozitif olun. Böylelikle davranışlarınızda pozitif yönde olacaktır.  İstediğiniz kolayca sizin olacaktır.
Kadının kitabı.com özel haberidir izinsiz olarak kullanılamaz…
Bir önceki yazımız olan Kuruyan Cildinize Ispanak Maskesi başlıklı makalemizde cilt nasıl nemlendirilir, ıspanak maskesi ve kuruyan cilt nasıl nemlendirilir hakkında bilgiler verilmektedir.
Devamını Oku...