nasıl etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
nasıl etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Tüp Bebekte En Çok Merak Edilenler

00:19

Tüp bebek uygulamalarında gebe kalma şansını belirleyen faktörler?

Tüp bebek uygulamalarında gebe kalma şansını belirleyen birçok nokta bulunmaktadır. Bunlardan en önemlisi tedavi görmekte olan kadının yaşıdır. Gebe kalma şansı 35 yaşından genç kadınlarda en yüksek, 35-38 yaş arasında kabul edilebilir, 38-40 yaş arasında azalan, 40-42 yaş arasında yine de ümidimizi muhafaza ettiğimiz, 42-44 yaş arasında ise gittikçe düşmüş durumdadır. Transfer edilen embryo sayısı da gebelik şansını belirleyen bir faktördür. Tüm yaş gruplarına bakıldığında tek embryo transferi ile gebelik beklentisi % 28 dolaylarında iken, çift embryo transferi ile bu oran % 45’e çıkmaktadır. Tek embryo transferi yapılan vakalarda geriye dondurulabilecek birçok embryo kalmaktadır ve bunların kullanımı ile de ciddi oranda ilave gebeliklere ulaşılmaktadır. Örnek olarak Memorial Ataşehir hastanesinde dondurulmuş embryo transferi ile son 3 ay içerisinde % 70 oranında gebeliğe ulaşmış bulunmaktayız. Ciddi derecede erkek faktörüne bağlı infertilitede, spermin ciddi şekil bozukluğu gösterdiği çiftlerde ve sperm üretiminin testiküler yetmezlik nedeniyle bozulduğu azoospermik vakalarda yine gebelik şansı tüp bebek tedavisinde düşmektedir.

Tüp bebeği en fazla kaç defa deneyebiliriz?

Deneme sayısı konusunda bir sınır bulunmamaktadır; fakat iyi merkezlerde yapılan tedavilere rağmen gebeliğe ulaşılamamışsa, deneme sayısı arttıkça gebelik beklentisinde bir azalma olacaktır. Bazen nedeni belirsiz tutunamama problemi yaşayan çiftler yüksek deneme sayılarından sonra gebeliğe ulaşabilmektedirler. Bu nedenle 8. ya da 10. denemeden sonra gebelik öykülerine tanık olmaktayız.

Transfer sonrası nelere dikkat etmem gerekiyor?

Halk arasında düşünülenin aksine, transfer sonrası hareket etmek, ağır kaldırmak, seyahat etmek, öksürmek, ıkınmak, yükseğe uzanmak, transferden hemen sonra ayağa kalkmak gibi aktivitelerin gebeliğin tutunma ve devamı üzerine herhangi hiçbir olumsuz etkisi yoktur. Bu dönemde dikkat edilmesi gereken doktorların önerdiği ilaçları düzenli kullanılması ve eğer yumurtalıklar aşırı derecede uyarılmış ve büyümüşlerse de fazla ağrı ve rahatsızlık duyulmaması için dinlenilmesidir.

Yumurtlamayı uyaran ilaçlar arasında bir fark var mı?

Bu ilaçlardan bazıları insan idrarından elde edilmekte, bir kısmı ise tamamen yapay olarak üretilmektedir. Fakat hiçbir ilacın diğerine belirgin bir üstünlüğünün olduğunu söylemek mümkün değildir. Bu nedenle ilaç seçimi kullanım kolaylığı, maliyet ve hekim tercihi gibi nedenlere dayanmaktadır.

Yumurtalıkları uyarmak için uzun protokol mü daha iyi yoksa kısa protokol mü?

Canlı doğum oranları açısından hiçbir fark bulunmadığından günümüzde artık birçok merkez tedavi şemalarını ağırlıklı olarak kısa (antagonist) protokolüne çevirmişlerdir. Kısa protokolde tedavi daha kısa sürmekte ve daha az sıklıkta kontroller yapıldığından hastalar için daha az rahatsızlık vericidir.

Takip yalnızca ultrasonografi ile mi olmalıdır yoksa kanda hormon testleri de yapılmalı mıdır?

Yapılan çalışmalarda görülmektedir ki; yalnızca ultrasonografi ile takip yapıldığında elde edilen sonuçların, ultrasonografiye ek olarak kan hormon takiplerinin de eklendiği takip şemalarından farklı değildir. Yalnızca ultrasonografi ile takip yapmak hatalı bir uygulama değildir ve hastalar için uygun bir yaklaşımdır. Biz ultrasonografi ile takip yaparken gerekli gördüğümüz durumlarda kan hormon düzeylerine de bakmaktayız. Örnek olarak ultrasonografi ile takipte yumurta gelişim hızı yavaş ya da çok hızlıysa, çok fazla yumurta geliştiğini görüyorsak, rahim zarının kalınlaşmadığını izliyorsak mutlaka hormonal takibi de yapıyoruz. Tedaviye başlayacağımız gün, yumurtalıklarda bir kist görülmüş ise, bu kistin tedaviye başlamamıza engel bir durumun olup olmadığını anlamak için yine hormonlara bakıyoruz. Son tetikleyici çatlama iğnesi olarak da bilinen hCG ilacını vermeye karar verdiğimiz gün de mutlaka kanda estradiol ve progesteron hormon ölçümlerine bakmaktayız.

Tüp bebekte düşük daha mı sık izlenmektedir?

Tüp bebek tedavisi ile elde edilen gebeliklerde düşük riski, normal yolla kalınan gebeliklerden çok az daha yüksektir. Bunun nedeni tedaviden değil, gebe kalamamaya neden olan problemin kendisinden kaynaklanmaktadır.

Tüp bebek gebeliklerinin başında izlenen vajinal kanamalar normal midir?

Gebe kalmış hiçbir hastada vajinal kanama normal kabul edilmemelidir ve doktora mutlaka danışılmalıdır. Fakat öte yandan da tüp bebek gebeliklerinin başında vajinal kanama ve lekelenmelere çok sık rastlanılmaktadır. Bu mutlaka kötüye gidişin bir göstergesi olmayabilir.

Transfer sonrası gebelik şansının desteklenmesi için progesteron ilaçlarının hangisi etkilidir?

Yapılan çalışmalarda vajinal progesteron ilaçları ile kas içine yapılan progesteron iğneleri arasında gebelik şansı açısından hiçbir fark bulunmamıştır. Kas içine hergün yapılan iğneler bazen çok can yakıcı olduğundan ilk planda vajinal progesteron ilaçları tercih edilmelidir. Fakat bazı hastalarda vajinal progesteron vajende ciddi kaşıntı ve yanma yapmaktadır. Bu durumda progesteron iğnelerine geçilmesi düşünülebilinir.

Tüp bebekte gebe kaldıktan sonra progesteron ilacına daha ne kadar devam edilmelidir?

Progesterone ilacına gebelik testi pozitif çıktıktan sonra devam etmenin bilimsel bir faydası yoktur, fakat günümüzde birçok merkez bu ilaca 12. gebelik haftasına dek devam etmektedir. Biz bebek kalp atımları görünene dek devam etmekteyiz. Fakat eğer anne adayı ilacın kullanımına bağlı ciddi yan etkilerden muzdaripse (kaşıntı, yanma gibi), o zaman ilacı kesilmektedir.

Transferden sonra kullanılan aspirin, heparin gibi ilaçların faydası var mı?

Embryo transferinden sonra aspirin kullanmanın bir faydası olmamaktadır. Bazı çalışmalar; tekrarlayan deneme başarısızlıkları ve altta yatan bir nedeni bulunamamış vakalarda heparin iğneleri kullanmanın faydalı olabileceğini göstermiştir. Heparin kullanımında gebelik sağlanır ise, gebeliğin 12. haftasına dek devam edilmektedir.

Dondurulmuş embryolar ile gebelik şansımız var mı?

Bazı tüp bebek uygulamalarında transfer edilen embryoların dışında elimizde geride çok iyi kaliteli embryolar kalabilmektedir. Bu embryoların dondurulup saklanması, aileye ileride tekrar bir gebelik şansı verebilmektedir. O nedenle embryo dondurma hastalar için çok faydalı bir uygulamadır. Dondurulan embryolar çözündükten sonra % 70-80 canlı kalmakta ve % 50-70 oranında gebelikle sonuçlanmaktadır. Dondurulmuş embryolar ile elde edilen bebeklerin sağlığı, doğal yolla elde edilen gebeliklerden farklı değildir.

Tüp bebek öncesinde herhangi bir diyet uygulamalı mıyız?

Bu konuya ilişkin yeterli bilimsel çalışma verileri olmamakla birlikte, bazı çalışmalar özellikle gebelik planlamasına geçildiği dönemde (prekonsepsiyonel dönem) akdeniz tipi diyet (yüksek oranda bitkisel yağlar, sebzeler, balık ve baklagiller ve düşük oranda snackler) ile beslenen hastalarda tüp bebek başarı oranlarının artığını göstermektedir. Akdeniz diyetindeki bitkisel kaynaklı az doymuş yağlar, yüksek folik asit ve B6 vitamini bu beslenme şeklinin üstünlüğünde belirtilen temel içeriklerdir.

Tüp bebek tedavisi öncesi kilo vermek gerekli mi?

Kilolu bayanlarda tüp bebek tedavisi öncesi kilo verilmesinin tedavi sonuçlarına olumlu etkisinin olabileceği yönünde net bilgi bulunmamaktadır. Fakat kilonun ideal düzeylere getirilmesi, tedavi süresinin kısalmasına, ihtiyaç duyulan ilaç miktarının azalmasına ve tüp bebek ile gebe kalınılırsa düşük yapma riskinde azalmaya neden olmaktadır. O nedenle ideal kilolara gelmenin tedavinin sonuç dışındaki özelliklerine ve gebelik oluştuğunda da düşük ya da gebelik şekeri gibi problemlere karşı faydası bulunmaktaktadır.

Embryo transferinden sonra cinsel yaşam devam edebilir mi?

Cinsel yaşamın devamı gebeliğin tutmasına engel oluşturmaz. Fakat yumurta toplama işleminden sonra yumurtalıkların hala çok büyük olabilmesi, vajinal yolla kullanılan ilaçlar, bazen lekelenme tarzı vajinal kanamalar, normal bir cinsel ilişki sürecini anne adayı için rahatsızlık verici yapabilir.

Embryoların yumurta toplama işleminden sonra 5. gün mü transfer edilmeleri gerekmektedir?

Çiftler; medyada yer alan haberlerin etkisiyle embryo transfer günleri 5. gün olmayınca bazen üzüntüye kapılmakta ve şanslarının azaldığını düşünmektedirler. 5. gün (blastokist) transferi bazı ailelerde gebelik şansını artırırken, bazı ailelerde tam tersi etki yapıp bu şansı azaltabilir. Blastokist transferi yapabilmek için bazı şartların oluşması gerekmektedir. Tedavi sonrası toplanan yumurta sayısının 10 adetin üstünde olması, 3. gün en azından 3 adet birinci kalitede embryo gelişiyor olması gibi. Bu şartlar yoksa blastokist transferine gitmek mevcut şansın azalmasına neden olabilir. O nedenle her denemede şansın daha yüksek olduğu bir transfer günü vardır. Bazen 5. gün uygunken, çoğu vakada 3. gün transferleri en yüksek başarıyı vermekte, eldeki embryo sayısı çok az ise de bazen 2. gün transeri tercih edilmektedir.
  • A gribi 
  • adet 
  • ağız 
  • ağız kokusu 
  • akne 
  • alerji 
  • alkol 
  • allerji 
  • ameliyat 
  • anestezi 
  • anne 
  • anne sütü
  • astım 
  • aşı 
  • aşırı terleme 
  • ateş 
  • bacak 
  • bahar 
  • bahar hastalıkları 
  • baş ağrısı 
  • bayram 
  • bebek
  • besin 
  • beslenme 
  • beyin 
  • beyin kanaması 
  • böbrek 
  • burun 
  • burun tıkanıklığı 
  • check up
  • check-up 
  • checkup 
  • cilt 
  • cilt gençleştirme 
  • çatlak 
  • çocuk 
  • çocuk sağlığı 
  • çocuklarda
  • dahiliye 
  • depresyon 
  • dış kulak 
  • diş 
  • diş ağrısı 
  • diş çürüğü 
  • diş sağlığı 
  • diyabet 
  • diyet 
  • doğru beslenme 
  • doğum 
  • domuz gribi 
  • düşük 
  • egzersiz 
  • emzirme 
  • emzirmek 
  • enfeksiyon
  • epidural 
  • erkek 
  • erken tanı 
  • estetik 
  • evlilik 
  • gebelik 
  • görme kaybı 
  • grip 
  • grip aşısı 
  • guatr
  • güneş 
  • güneş yanığı 
  • H1N1 
  • hamilelik 
  • hamilelik çatlakları 
  • hava 
  • hiperaktivite 
  • iç hastalıkları 
  • idrar 
  • iftar 
  • ilaç 
  • ishal 
  • jinekoloji 
  • kadın 
  • kalp 
  • kalp hastalığı 
  • kalp hastalıkları
  • kalp krizi 
  • kalp sağlığı 
  • kanama 
  • kanser 
  • kanseri 
  • kardiyoloji 
  • karın 
  • kaza 
  • kellik 
  • kırışıklık 
  • kilo
  • koah 
  • koku 
  • kriz 
  • kurdeşen 
  • lazer 
  • meme 
  • meme kanseri 
  • menopoz 
  • mide 
  • migren 
  • MS
  • multipl 
  • nefes 
  • nem 
  • nezle 
  • obezite 
  • okul 
  • omurga 
  • ortopedi 
  • oruç 
  • osteoporoz 
  • ozon
  • öksürük 
  • peeling 
  • polen 
  • prostat 
  • psikoloji 
  • ramazan 
  • reflü 
  • rehberi 
  • ritim bozukluğu 
  • saç dökülmesi 
  • saglik 
  • sağlık 
  • sağlıklı beslenme 
  • selülit 
  • sıcak 
  • sigara 
  • sigaranın zararları
  • sigaranin zararlari 
  • sigarayı bırakma 
  • sinir 
  • sivilce 
  • sivilce tedavisi 
  • skleroz 
  • soğuk algınlığı
  • solunum 
  • spor 
  • stres 
  • swine flu 
  • şeker 
  • şeker hastalığı 
  • tansiyon 
  • tatil 
  • tedavi 
  • tüp bebek
  • uyku 
  • varis 
  • virüs 
  • vitamin 
  • yaşam 
  • yaz 
  • yaz tatili 
  • yemek 
  • yorgunluk

Devamını Oku...


ÇOCUKLARA ÖDEV YAPMA ALIŞKANLIĞI NASIL KAZANDIRILIR

09:54

Çocuklar okula ilk başladıkları dönemlerde ödev yapmakta problem yaşayabilirler. Çünkü bu onlar için yeni bir görevdir. Ödevlerini nasıl yapacaklarını, bilgiye nasıl ulaşacaklarını bilemeyebilirler.

Okuldan geldikten sonra bir de ödevle uğraşmak sıkıcı gelebilir.
Bu nedenle ailelerin çocuklarına nasıl ders yapacaklarını öğrenmeleri konusunda yardım etmeleri faydalıdır. Ancak yardım etmek çocukları yorulduğunda onların yerine çocukların ödevini yapmak değil, nasıl yapması gerektiği konusunda bilgilendirmek, sözlüğe nasıl bakacağını, bilgiye nasıl ulaşacağını öğrenmesini sağlamak, bunları kendi yapabilecek hale gelene kadar yönlendirici olmaktır.
Anne-babalar çocuk bunları öğrendikçe aşamalı olarak ödev yapma sorumluluğunu tamamen çocuğun kendisine bırakmalı ve anlamadığı, zorlandığı ve ne yapacağını bilemediği durumlarda ona yardıma hazır olduğu mesajını vermelidirler. Fazla yardım edilen çocuklar sorumluluk alma alışkanlığını kazanamaz ve sorumluluklarının başkalarının üzerine yıkma davranışını alışkanlık haline getirebilirler. Yardım veren kişi yanlarında olmadığında başaramayacakları hissine kapılıp, çabuk vazgeçen, yapamadıklarında ağlayan, problem çıkaran çocuklar haline gelebilirler.
Hiç yardım etmemek çocukta zorluklar karşısında desteksiz kalabileceği duygusunu uyandırır. Bu da hayatının başka alanlarında da güvensiz ve korkak tavırların temelini atabilir.
Ev ödevleri bir çok aile için benzer sıkıntılar anlamına gelmektedir. Çoğu çocuk neden ödev yapması gerektiğini anlayamaz ve ödevlerden kurtulmanın yollarını arar. Çocukların bir türlü ödev yapmaya başlayamaması, ödevlerini yazmayı unutmaları, ödev için gerekli eşyaları bulamamaları, çeşitli bahanelerle ödev yapmayı ertelemeleri, bitmedi yapamıyorum diye ağlamaları pek de yabancısı olduğumuz durumlar değildir. Bazı öğrenciler ev ödevlerini yapma konusunda isteksiz olabilirler. Bazı çocukların gözünde ev ödevleri her gece sıkıntı ve stres yaratan bir durumdur. Ödev yaparlarsa zamanlarını hep buna harcamış olurlar, yapmazlarsa kendilerini suçlu hissederler. Öğretmenleri tarafından azarlanır, sınıfta utandırılır ve evde aile içi tartışmalara neden olur. Aile içinde kızgınlıklar, küskünlükler, karşılıklı olumsuz duygulara sebep olur.
Anne-babalar bu sorunla nasıl baş etmeli? Anne-babalar çocuklarının ödevi yapmalarını direkt olarak kendi sorunu imiş gibi öne çıkarmamalıdır. Ev ödevi çocuğa sorun çıkarınca ana-babanın en etkili aracı etkin dinlemedir. Çocuğunu sakin bir şekilde dinlemeli, duygularını açığa çıkarmasına fırsat vermelidir. Anne-babalar çocukların duygularını paylaşmaya çalışmalıdırlar. Şöyle ki, “seni duyuyorum, duygularını anlıyorum, onları kabul ediyorum, sana bu sorunla baş etmende ve kendi çözümünü bulmanda yardım etmek istiyorum…” Çocuk sosyal yaşamında hiçbir sorumluluk almıyor, ondan beklenen vazifeleri yalnız başına yapamıyorsa ödev sorumluluğunu da alamayacaktır. Çocuklara ödevler dışında da yaşına uygun sorumluluklar verilmelidir. Organize olmayı, düzenli olmayı öğrenmesine yardım okul hayatı başlamadan çok daha önce başlamalıdır. Sıkıntı sadece ödev yapmakla ilgili değil, sınıfta dersi takip etmeyle ilgiliyse ya da belirli derslerin ödevlerinde sıkıntı oluyorsa bu zorlanmaların kaynağını bulmaya çalışmak, öğretmeniyle görüşmek ve öğrenme süreçleri ya da dikkatle ilgili bir problem olup olmadığını anlamaya çalışmak gerekir. Çocuklara ödev yapma alışkanlığını kazandırmanın sabır ve zaman istediğini unutmamak gerekir. Ev ödevleri değerlidir ama çocuğunuzun bedensel, zihinsel ve duygusal sağlığını destekleme ve geliştirme çabalarınızdan vazgeçmeyin. Ev ödevleri kadar çocuğunuzun hobileri olması spordan ve sanattan zevk alması önemlidir. Ebeveynler çoğu zaman kendileri hatırlatmadan çocukların ödev yapmadıklarını, çocukların ödevlerini baştan savma yaptıklarından şikâyet ederler.
Ebeveynin bu şikâyetlerinin kaynağı yine kendilerinin olumsuz davranışlarından kaynaklanıyor olabilir. Mesela çocuğun unuttuğu ödevini onun yerine telefonla öğreniyorsa ya da araştırma ve proje ödevlerini anne-baba çocuğun yerine yapmaya kalkışıyorsa çocuk ödev yapma sorumluluğunu kendi üzerine almaz. Bunu ailenin sorumluluğu gibi düşünür ve her defasında onların hatırlatma ve yardımına ihtiyaç duyar.
Sürekli ödevlerini yapıp yapmadığı sorgulanan çocukta “Nasıl olsa ben hatırlamasam da annem-babam hatırlatır.” düşüncesi oluşur ve siz söylemeden, hatırlatmadan ödev yapmaz. Ebeveynin ödevlerini yaparken her zaman çocuğun yanında olması çocukta alışkanlık haline gelirse çocuk, onlar olmadan ödevlerini yapmaz. Anne-babanın ödevleri kontrol ederken sıkı düzeltmeler yapması, sürekli eleştirilerde bulunup sık sık müdahale etmesi şeklinde mükemmellik beklentisi, çocuğun ödev üzerinde özenerek yapayım diye gereğinden fazla oyalanıp vakit kaybetmesine neden olur. Anne-baba eve gelir gelmez, dinlenmeden ödev yapması konusunda çocuğa sürekli uyarılarda bulunursa çocuk ödev yapmaktan soğur.
ÖDEV YAPMA ÇOCUKTA NASIL ALIŞKANLIK HALİNE GETİRİLİR?
* Çocuğunuza ödev ortamı hazırlayın. Çocuğun ödevlerini ne zaman yapacağı, ne kadar süreceği ve nerede yapacağı belli olursa çocuk ödevlerini yapmada üşengeç davranmaz. Bu nedenle çocuğunuzun yaşına ve ihtiyacına uygun bir çalışma programını okulun ilk günlerinden itibaren oluşturun. Bunu yaparken dinlenme süreleri içerikleri masada oturma süresi ve kısa molalarla ilgili çocuğunuzun da fikrini alın. Ev ödevi için her gün düzenli ‘’ödev saati’’ oluşturmasını sağlayın.
* Çocuğunuza çalışabilmesi için uygun ortamı sağlamaya çalışın. Sürekli aynı yerde çalışması konsantrasyonu artıracağından, en uygun yeri birlikte belirleyin. Ortamın sessiz ve düzenli olmasına dikkat edin.
* Çocuğun ödev yapma zamanında TV vs. açık olmamasına dikkat edin.
* Eğer çocuğunuz ödevlerini özensiz sadece göstermelik yapıyorsa ödev için belirli bir süre belirlemek bu yanlış alışkanlıktan onu kurtarabilir.
* “Çocuğa “Ne çabuk bitirdin?”, “Hadi çabuk odana geç ödevlerini kontrol et.” şeklinde sürekli uyarılarda bulunmak ödeve karşı soğukluk duymasına neden olur.
*Eğer çocuk ödevinin tümünü yapmakta zorlanıyorsa, o zaman ödevi küçük parçalara ayırın. Örneğin, otuz problemi yapması yerine ‘’beş problemi çöz, bana getir bana göster’’ deyin ve mutfağa yada salona gidin. Çocuk beş problemi çözüp getirdiğinde, çabasından dolayı onu övün. ‘şimdi beş tane daha yap, sonra bana göster deyin’.
* Ödev için gerekli malzemeleri önceden çocuğunuzla birlikte temin edin, ödevden önce masada hazır bulunmasını sağlayın.
* Çocuğunuz yaptığı ödevleri okula götürmede sık sık unutkanlık yaşıyorsa odasında “Ödev koyma köşesi” oluşturun. Akşamdan ödevlerini oraya bırakma ve sabahtan oradan alma alışkanlığını zamanla kazanacaktır. *Zamanında tamamlanan ödevin ardından, birlikte yapmaktan hoşlandığınız ortak bir faaliyeti gerçekleştirin. (satranç oynamak, film izlemek gibi)
* Siz olmadan ödevlerini yapmıyorsa, ödevlerini nasıl yapacağı konusunda önce yol gösterin, kendi başına yapması için süre belirleyin.
* Asla onun yerine ödevlerini siz yapmayın.
* Çocuk ödevlerini kasıtlı olarak yapmıyorsa bu durumun nedeni ailenin çocuğu yeterince motive edememesi ve çocuktaki özgüven eksikliği olabilir. Çocuk, “Zaten ödevlerimi yapsam da ailemin istediği başarıyı yakalayamıyorum.” şeklinde düşünüp ödevleriyle uğraşmayabilir.
*Çocuğunuzun ev ödevini değerlendirmek sizin göreviniz değildir. Sadece bir hata gördüğünüzde uyarın. Fakat bu yüzden onunla mücadeleye girmeyin. Çocuğun okula düzeltilmemiş haliyle ödevi götürmesine izin verin. Öğretmen, çocuğun nerede sorun yaşadığını bilmek ister. Eğer siz çocuğu hep düzeltilmiş ödevle gönderirseniz, öğretmen çocuğu olduğundan daha farklı bir şekilde tanımış ve yanıltılmış olacaktır.
* Ödev yapmadığında çocuğa hakaret, aşağılayıcı sözlerle ceza vermeyin.
* Anne-babanın çocuğa gülümsemesi, onun çabasını övmesi çocuk için en büyük ödüldür. Bu yüzden ödevleri maddi bir ödüle bağlamayın.
* Çocuklar en iyi oyunla öğrenirler. Ödevlerin içine biraz oyun katın.
* Ödevin ne yarar sağladığı her defasında çocuklara anlatılıp ödev yapmaya motive olmaları sağlanmalıdır.
Ödev ne kazandırır? Ödevlerini düzenli yapan çocuklar yapmayanlara göre okul hayatında her zaman daha başarılı olur. Ödev başarıda istikrarlı olmayı yani başarının her zaman devam etmesini sağlar. Ödevlerle çocuğun ne kadar öğrenip öğrenmediği tespit edilir. Öğrenilenlerin tekrarının yapılmasını sağlar, unutmayı engeller. Çocuğa zaman planlaması yapmasını öğretir. Sorumluluk duygusunun gelişmesini ve başladığı işi bitirme alışkanlığını çocuk, ödev sayesinde kazanır.
KAYNAK: www.webanne.com
Devamını Oku...